YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11181
KARAR NO : 2013/20502
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, emekli aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı; 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetlerinin geçerli olduğunun tespiti ile 08.01.2010 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacıya 01.02.2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 08.01.2010 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından tahsis talebinin, 02.01.2006 tarihinde başlayan vergi kaydı ve dolayısıyla … sigortalılığı devam ettiğinden reddedildiği, davacının vergi kaydı nedeni ile 05.05.1985 varide tarihli bildirge ile 11.06.1985 tarihi itibari ile tescil edildiği, davacının 11.06.1985 – 31.12.1989, 13.06.1990 – 31.12.1991 tarihleri arasında ve 02.01.2006 arihinden beri devam eden vergi kaydı, 04.12.1985 – 31.07.2009, 13.07.1982 – 06.08.2009 tarihleri arasında ve 27.01.2006 tarihinden beri devam eden oda kaydı, ayrıca 13.11.1989 – 10.02.2010 tarihleri arasında ve 27.01.2006 tarihinden beri devam eden sicil kaydı bulunduğu, Kurum tarafından davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında; 11.06.1985 – 31.12.1989, 13.06.1990 – 31.12.1991 tarihleri arasında ve 02.01.2006 tarihinden beri sigortalı olarak kabul edildiği, davacının hizmet cetvelinden; 12.05.2000 – 10.04.2001, 06.09.2001 – 30.04.2002, 06.03.2003 – 31.12.2005, 09.03.2006 – 31.12.2009 tarihleri arasında çalışmalarının bulunduğu, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda; davacının süregelen ve baskın çalışmasının SSK’lı çalışma olduğu, Kurum tarafından davacının gerçekten bağımsız çalışması bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, tanıkların davacının 2009 yılının sonuna kadar SSK’lı olarak çalıştığını beyan ettikleri, davacının 5458 sayılı Yasa kapsamında ödediği primlerin …’lu olma kastına yönelik değil, prim gün sayısını tamamlama amacına yönelik olduğu, davacının emekli olabilmesi için 46 yaş, 5075 gün ve 25 yıl gerektiği, davacının … hizmeti ile birlikte 5.164 günü olduğu ve yaşlılık aylığına hak kazandığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, sigortalılık hallerinin birleşmesi (çakışan sigortalılık) halinde hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi için çakışan sigortalılık halinin çözümüne dair mevzuatın zaman içerisinde geçirdiği değişikliklerin ve konuya dair Yargıtay kararlarının incelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
a) 01.10.2008 tarihinden önceki dönem;
5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu’nun Geçici 1.maddesi ile Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) , Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (…) ve Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı’nın (Emekli Sandığı), Kanun’un Geçici 6.maddesi ile de 506 Sayılı Kanun’un Geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıkların Sosyal Güvenlik Kurumuna devri gerçekleştirilmiştir. Ne var ki 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle 506, 1479 ve 5434 sayılı Kanun’lar 01.10.2008 tarihine kadar uygulanmaya devam edilmiş ve halen de bir kısım hükümleri uygulanmaya devam edilmektedir.
506 ve 1479 sayılı Kanun’lar sigortalılık hallerinin çakışabileceğini öngörerek düzenleme getirmiş ise de değişik sigortalılık hallerinden hangisine hangi hallerde üstünlük tanınacağına dair bağlayıcı bir norm 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmesine kadar bulunmamaktaydı.
506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 1479 Sayılı … Kanunu birbirlerine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmasını yasaklayıp sigortalının önceden başlayıp devam eden sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır.
Yasa sistemimize göre bir kimsenin 506 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için hizmet akdine tabi bir işte çalışması yanında başka bir sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması gerekir. Anılan yasanın 3. maddesinin I. (F) bendinde “Kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların” (K) bendinde ise “Herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların” sigortalı sayılmayacağı belirtilmiştir.
1479 Sayılı … Kanunu’nun 24. maddesinin I. ve II. fıkralarında da bir kimsenin 1479 sayılı Yasa kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında başkaca sosyal güvenlik kurumu kapsamında bulunmaması koşulu getirilmiştir.
Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığa geçerlik tanınmaktadır (03.10.2001 gün ve E: 2001/21-627, K: 2001/659 Sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı da aynı yöndedir).
b) 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem;
5510 sayılı Kanun’un 53.maddesinin başlığı “Sigortalılık Hallerinin Birleşmesi” olup bugünkü halini 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’nın 33.maddesi ile almıştır.
16.06.2006 tarih ve 26200 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5510 sayılı Kanun’un 53.maddesinin ilk hali şu biçimdedir;
“Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık nedenlerinden birden fazlasına aynı anda tâbi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
Sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tâbi olarak çalışmış olanların aylık bağlanma taleplerinde, en son sigortalı sayıldığı tarihten geriye doğru en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali esas alınır.”
“Sigortalılık hallerinin birleşmesi” halinde uygulanacak mevzuatı 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra iki döneme ayırmak mümkündür.
1) 01.10.2008-28.02.2011 tarihleri arasındaki dönemde sigortalının (4/1-a) ve (4/1-b) sigortalılık hallerine aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
5510 sayılı Yasa’nın 5754 sayılı Yasa’nın 33.maddesi ile değişik 53.maddesine göre;
“Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.
İsteğe bağlı sigortalı olanların 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına tabi olacak şekilde çalışmaya başlamaları halinde, bu Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı sigortalılık hali sona erer.
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
Sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde, en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali, hizmet sürelerinin eşit olması ile malûllük ve ölüm halleri ile yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır.”
2) 01.03.2011 ve sonrası dönemde ise sigortalının (4/1-a) ve (4/1-b) sigortalılık hallerine aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.
01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa’nın 33.maddesine göre;
Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.
Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, … talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer.
4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi ile aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde çalışılması durumunda, (b) bendinin (4) numaralı alt bendi dışındaki diğer sigortalılık durumu dikkate alınır.
5510 sayılı Kanun’un Geçici 33.maddesine göre Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten (01.03.2011) öncesi için uygulanmaz.
Somut olayda; davacının 02.01.2006 tarihinden beri devam eden vergi kaydı ile 27.01.2006 tarihinden beri devam eden oda ve sicil kaydı bulunduğu, 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmalarının ise en son 31.12.2005 tarihinde bittikten sonra 09.03.2006 tarihinden itibaren başladığı, bu itibarla davacının 02.01.2006 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılacağı anlaşılmakla, davacının önceden gelen sigortalılığı 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık olup çakışan dönemlerde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılmasının mümkün değildir.
Mahkemece yapılacak iş; davacının 02.01.2006 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun kabulü ile yukarıdaki açıklamalar ışığında davacının 1479 ve 506 sayılı Yasa’lar kapsamındaki sigortalılık sürelerini tespit ederek yaşlılık aylığı şartlarını buna göre değerlendirmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurulmaksızın … şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.