Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/13550 E. 2013/20508 K. 12.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13550
KARAR NO : 2013/20508
KARAR TARİHİ : 12.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 2002/911 Esas nolu takip dosyasından borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre davacı ve davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı; 2002/911 esas numaralı dosya üzerinden yürütülen takip nedeni ile borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davacı, davaya konu … SGK İl Müdürlüğü’nün 2002/911 esas sayılı icra dosyasında belirtilen borçlardan 05.10.2001 – 26.10.2001 tarihine kadarki dönemde sorumluluğu bulunduğundan, bu döneme ait talebin reddine, bu dönemdeki alacağın %10’u miktarında haksız çıkma tazminatı ile davacının mahkumiyetine, davaya konu … SGK İl Müdürlüğü’nün 2002/911 esas sayılı icra dosyasında belirtilen borçlardan 01.10.2001 – 05.10.2001 tarihleri arasındaki dönemde ve 26.10.2001 tarihinden sonraki dönemde davacı, devir nedeniyle sorumluluğu bulunmadığından bu döneme ilişkin talebinin kabulü ile davacının 01.10.2001 – 05.10.2001 tarihleri arasındaki dönemde ve 26.10.2001 – 31.10.2001 ile 2001 yılının 11,12. ayları ile 2002 yılının l. ve 2. aylarına ilişkin alacaklardan borçlu olmadığının tespiti ile bu dönem yönünden yapılan takibin iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davaya konu 2002/911 sayılı ödeme emrinin, 26.08.2011 tarihinde düzenlendiği, ödeme emrine konu borcun Yedi Eylül Teks. Boya Konf. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin 2001/10-11-12. aylara ve 2001/1-2. aylara ait toplam 68.412,72 TL prim borcuna ilişkin olduğu, ödeme emrinin davacıya 09.09.2011 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 13.09.2011 tarihli dilekçe ile davalı Kurum’a itiraz ettiği, Kurum tarafından itirazın reddedildiği, 05.10.2001 tarihli karar defterinde davacının şirket hisslerini devraldığına dair karar bulunduğu, davacının hisseleri 15.10.2001 tarihinde noterde yapılan sözleşme ile devraldığı, bu sözleşmenin 16.10.2001 tarihinde Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan olduğu, ayrıca davacının 15.10.2001 tarihli karar ile 5 yıl süre ile şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, kararın 08.11.2002 tarihinde Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandığı, davacının daha sonra hisslerini 26.10.2001 tarihli sözleşme ile devrettiği ve bu kararın 31.10.2001 tarihinde ilan olduğu, davacının hisselerini devrelan kişinin 31.10.2001 tarihli karar ile şirketi temsile ve ilzama yetkili kılındığı, davalı Kurum tarafından dava dışı şirket aleyhine takip başlatıldığı, ancak şirkete tebligat yapılamadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanaklarını oluşturan, 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesinde; sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kurum’a karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Yasa’nın 88. maddesinde de Kurum’un sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun’da belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kurum’a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
Öte yandan, 6183 sayılı Yasa’nın 35. maddesinde de, ( Değişik madde: 22.07.1998 – 4369/21. m. ) limited şirket ortakları ( Değişik ibare: 04.06.2008 – 5766 S.K./3. m. ) şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 04.06.2008 – 5766 S.K./3. m.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 04.06.2008 – 5766 S.K./3. m.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Somut olayda; 6183 sayılı Yasa’nın 35. maddesi gereğince davacının şirket ortağı olarak şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hissesi oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Yasa hükümleri gereğince takibe tabi tutulabileceği gözetilerek sözkonusu borcun tahsili için şirket hakkında takip yapılıp yapılmadığı ve borcun şirketten tamamen veya kısmen tahsil imkanı bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile … şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden anılan şirket kayıtlarını ilgili sicil gazeteleri ile birlikte celp ederek, davacının ortaklık ve yöneticilik sıfatlarını şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit etmek, daha sonra anılan şirket hakkında yapılan takibe ilişkin bilgi ve belgeleri davalı Kurum’dan getirtmek ve 506 sayılı Yasa’nın 80, 5510 sayılı Yasa’nın 88, 6183 sayılı Yasa’nın 35 ve mükerrer 35’inci maddesinde zikredilen şartların oluşup oluşmadığını değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yetersiz inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.