Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/16321 E. 2013/20791 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16321
KARAR NO : 2013/20791
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 25/12/1968 tarihinden itibaren sigortalı olarak çalıştığının ve 29/11/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresinin 506 sayılı Yasa kapsamında geçtiğinin tespiti ile 29.11.2010 tarihli tahsis talebine istinaden takip eden aybaşından itibaren 506 sayılı Yasa uyarınca yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının yaşlılık aylığı bağlanmasında 506 sayılı Yasa’nın uygulanmasının gerekeceği ve başvuruyu takip eden aybaşından itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 25.12.1968-1974 tarihleri arasında 1396 gün 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı çalışmasının bulunduğu, 2008/7. aydan itibaren isteğe bağlı prim ödemesinde bulunduğu ve 5510 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi olan 1.10.2008 tarihi itibari ile davacının yaptığı isteğe bağlı prim ödemelerinin 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-b maddesi uyarınca kabul edildiği ve 2008/10-2010/10 tarihleri arasında 4/1-b kapsamında prim ödemesinde bulunduğu ve 27.10.2009 ve 5.10.2010 tarihlerinde iki kez 1975 ve 1978 yıllarında yaptığı doğumlar nedeni ile borçlanma talebinde bulunduğu ve toplam 719 günlük süreyi borçlandığı ancak kurumca en son tabi olunan sigorta kolunun 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-b maddesi uyarınca … sigortalılığının olması nedeni ile borçlanmanın … sigorta kolundan kabul edildiği ve davacının 29.11.2010 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebinin 2829 sayılı Yasaya göre hizmet birleştirmesi sonucu 5400 günü doldurmadığından talebinin reddedildiği ve uyuşmazlığın da doğum borçlanmasına ilişkin sürelerin hangi sigorta kolundan olacağı hususunda çıktığı anlaşılmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerinin Birleştirilmesi Hakkındaki Kanunun 8.maddesidir. Anılan madde hükmüne göre; birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanır. Bu bağlamda 2829 sayılı Yasa kapsamında birleştirilecek süreler; anılan yasanın 2. maddesi hükmünde sıralanan kurumlarda (T.C. Emekli Sandığı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu ile Sosyal Sigortalar Kurumu ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesine göre kurulan emekli sandıklarında) 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ve 2926 sayılı Tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu hükümlerine göre kurumlarına emeklilik keseneği veya malullük yaşlılık ölüm sigortaları primi ödenerek geçirilen sürelerdir.
Öte yandan 5510 sayılı Yasa’nın 41/1-a maddesine göre, doğum borçlanması aynı Yasa’nın 4/1-a maddesi sigortalı olan kadına tanınmış bir hak olup, borçlanmanın 4/1-a maddesi uyarınca yapılacağının kurumca kabul edilmemesi hatalıdır.
O halde mahkemece, 5510 sayılı Yasanın 41/1-a maddesi uyarınca, doğum borçlanmasının yalnızca 4/1-a maddesi uyarınca yapılacağının kabul edilerek, 2829 sayılı Yasa uyarınca hizmet birleştirmesi yapılıp hizmet süreleri toplamı üzerinden son 7 yıllık fiili hizmet süresinin 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-a (506 sayılı Yasa kapsamında) olduğunun kabulü yerindedir. Öte yandan yaşlılık aylığı hesabında, kurumca doğum borçlanması için yatırılan primler 5510 sayılı Yasa’nın 4/1-b maddesi uyarınca … kapsamında kabul edilmiş ise de bu sigorta kolundan yatırılan primlerin kurumca 4/1-a ‘ya tabi SSK kapsamında değerlendirilmesi mümkün olacağından bozma konusu yapılmamıştır.
Ancak 506 sayılı Yasa’nın geçici 81. maddesine göre davacının kısmi yaşlılık aylığına hak kazanabilmesi için, tahsis talebinde bulunması, 3600 gün prim ödemesi ve 56 yaşını doldurması gerekmektedir. Ancak 26.12.1954 d’lu olan davacının tahsis tarihinde yaş koşuluna sahip olmadığı görülmektedir.
Mahkemece, usul ekonomisi de dikkate alınarak davacının 56 yaşını doldurduğu ayı takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi gerekirken hükümde … şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK’nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendi, son cümle silinerek yerine, “ davacının 1.1.2011 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine “rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 14.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.