Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10031 E. 2010/12324 K. 09.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10031
KARAR NO : 2010/12324
KARAR TARİHİ : 09.12.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat yönünden davacının ayrıca dava açma hakkı saklı kalmak üzere manevi tazminata ilişkin ıslah işleminin reddine karar verilmiştir.
Yargılama sırasında davacı dava dilekçesini ıslah ile maddi tazminat miktarını artırmış ve ayrıca dava dilekçesinde yer almayan manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
HUMK.’nun 83. ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır.
Yargılama devam ederken davacının peşin nispi harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talepte bulunması halinde ise bu talebin bir ek dava olarak nitelendirilmesi gerekir.
Somut olayda, davacının 19.12.2006 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini artırarak 50.000,00 TL yaptığı ve 50.000,00 TL de manevi tazminat istediği,ayrıca adli yardım talebinde bulunduğu, bu nedenle ıslah harcı ve maktu başvuru harcı yatırılmadığı,mahkemece 07.04.2009 tarihli son oturumda adli yardım talebinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca davacı aynı dilekçe ile maddi tazminat istemini de artırarak adli yardım talebinde bulunduğundan ve maddi tazminata ilişkin ıslah harcı alınmadığı halde adli yardım talebi kabul edilerek maddi tazminat istemi ıslah edilmiş miktar dikkate alınarak kısmen kabul edildiği için, davacının 19.12.2006 tarihli dilekçesindeki manevi tazminat isteminin ıslah değil yeni bir dava (ek dava) olduğu kabul edilerek Kurumca kabul edilen %16 maluliyet oranı üzerinden uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat yönünden davacının ayrıca dava açma hakkı saklı kalmak üzere manevi tazminata ilişkin ıslah işleminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 09.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.