YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3680
KARAR NO : 2011/5580
KARAR TARİHİ : 14.06.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi ve davalılardan … vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalılardan …’ın tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalı …’ın temyiz itirazlarına gelincc;
Dava 13.10.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacıların yakını sigortalı …, …-… adına tescilli “…” unvanlı iş yerinde kalıpçı olarak çalıştığı sırada 13.10.2005 tarihinde davalı …’ın kat karşılığı yapım sözleşmesi ile yapımını üstlendikleri bina inşaatında asansör ile izolasyon malzemesi çektiği sırada vinç’in saç boru ayaklarından birinin kırılması sonucu 7. kattan düşerek öldüğü, uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık arsa sahibi olarak kat karşılığı yapım sözleşmesi ile yapımını verdikleri binanın inşaatı sırasında meydana gelen kaza nedeniyle davalı …’ın kusuru bulunmasa bile tazminattan sorumlu olup olmadığı noktasındadır.
Mahkemece, her ne kadar hüküm altına alınan tazminattan arsa sahibi olan davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmişse de varılan bu sonuç hatalı olmuştur.
Gerçekten, bir iş kazası sonucu, zarara uğrayan işçi veya hak sahiplerinin maddi veya manevi tazminat talepleri, ancak işveren veya kusurlu üçüncü kişilere karşı yöneltilebilir. Öte yandan, aracı olarak tabir edilen kişiler aracılığı ile işe alınan işçilerin uğrayacakları zararlardan dolayı, asıl işveren aracılarla birlikte 4857 sayılı Yasanın 2/6. maddesi uyarınca sorumlu olur.
Somut olayda arsa sahibi olan davalı …’ın kusurunun bulunmadığı giderek kusura dayalı olarak tazminattan sorumlu tutulamayacakları ortadadır. Anılan davalının kusuru bulunmasa bile zarardan sorumlu olması ancak asıl işveren olduğunun kabulü halinde mümkündür.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı … ile diğer davalı … arasındaki hukuksal ilişkinin işveren-aracı veya üst-alt işveren biçiminde yorumlamak mümkün bulunmamaktadır. Gerek 4857 sayılı Yasanın 2/6 ve gerekse 5510 sayılı Yasa’nın 12/son maddesi ile yürürlükten kalkan Sosyal Sigortalar Kanununun 87/2. maddesinde; aracının hukuksal açıdan tarifi yapılmış kimlerin aracı veya halk arasındaki deyimi ile “Taşeron” sayılacağı belirlenmiştir. Buna göre; aracıdan bahsedilebilmek için; öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerinden bir iş alt işverene devredilmelidir. Çoğu kez bina inşaat işlerinde görüldüğü gibi, ana binayı veya asıl işi bitirmekle yükümlü bir işveren, bu işin doğrama, döşeme, su tesisatı gibi bölümlerini aracılara devretmektedir. Bu gibi durumlarda üst-alt işveren ilişkisinden söz edilebilir. Buna karşı, bir işin bütünüyle bir işverene devri durumunda veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda, artık üst-alt işveren ilişkisi ortada bulunmamaktadır. Arsanın veya binanın salt maliki olmak ve ihale makamı olarak işi bütünüyle devretme durumlarında, ortada aracı denilen kurumdan söz edilemez. Çünkü burada iş tamamıyla ve bütün olarak bağımsız bir işverene devredilmektedir. Dava konusu olayda da, davalı …’ın dava dışı kişilerle müşterek malik olduğu arsada bina yapımını davalılardan … ile dava dışı …’a anahtar teslimi kat karşılığı yapım sözleşmesi ile verdikleri dosyada aksi kanıtlanamayan belgelerle belli olduğuna göre arsa sahipleri üst işveren diğer davalılarda aracı olarak nitelendirilmez. Bu duruma göre de dava konusu olay sonucu meydana gelen zarardan, arsa sahibi davalı …’ın sorumlu tutulmasının mümkün olmadığından anılan davalı yönünden davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan …’ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre bu davalının öteki itirazlarının inclenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden …’a iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının ilgiliye yükletilmesine, 14.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.