YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3817
KARAR NO : 2010/6585
KARAR TARİHİ : 18.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili ile davalı … mirasçıları … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davaya konu … Beldesi 962 sayılı parsel, 10350 m2 yüzölçümü ile tarla niteliğinde … adına tapuda kayıtlıdır. Tapu kaydının beyanlar hanesinde 24/01/2002 tarihinde konulan 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan alanda kaldığı yolunda şerh bulunmaktadır.
Davacı …, davaya konu taşınmazın tamamının orman kadastro sınırı içinde iken, yörede 13.04.1999 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile HAZİNE adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, davaya konu parselin bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 827,34 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapusunun iptali ile 2/B uygulaması nedeni ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … vekili ile davalı … mirasçıları … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; parselin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan alanda kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 827,34 m2 yüzölçümündeki bölümü orman sınırları içinde bırakılmış, geri kalan bölümü orman sınırı dışında bırakılmış, 1999 yılında yapılan ve 13/04/1999 yılında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucu orman sınırı içinde kalan bölümü Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmış, 1978 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu göz önünde bulundurulmadan, hata ile ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve davanın kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına göre açıldığına, uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 827,34 m2 yüzölçümündeki bölümünün 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.2981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman
niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – … 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının davalılara hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – … M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına, davalıların kendisine satan kişiden satış bedelini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebileceğine göre, davalıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının gerçek kişilere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 18/05/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.