Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/13318 E. 2010/11576 K. 25.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13318
KARAR NO : 2010/11576
KARAR TARİHİ : 25.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davacılar vekilincede duruşmalı talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2 maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm,davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi zararı SGK’ca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ile karşılandığından reddine, her davacı yararına, bir miktar manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
HUKM.nun 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında bulunması gereken hususlar açıklanmıştır. Bu maddelere göre, hüküm sonucu kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer , açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Özellikle, ilamın yerine getirilmesi sırasında şüphe ve tereddütler meydana getirecek ilamın infaz edilmemesi gibi durumlar ortaya çıkaracak şekilde açık olmayan hükümler bulunması HUMK.nun 389. maddesine aykırıdır.
Mecburi dava arkadaşlığı halleri dışında, dava arkadaşlığı ihtiyaridir. (isteğe bağlıdır). Buna göre birlikte dava açma hakkına sahip olanlar davalarını birlikte açmak zorunda değillerdir. Bu kişilerden her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi, dilerlerse birlikte de dava açabilirler. İhtiyari dava arkadaşlığında, dava arkadaşı sayısı kadar dava vardır, bu davalar birlikte görülür. Mahkeme hükümde her ihtiyari dava arkadaşı hakkında verdiği kararı ayrı ayrı gösterir. Bir taraftaki ihtiyari dava arkadaşları davada haklı çıkarsa mahkeme dava arkadaşları yararına yargılama giderine ve bu arada avukatlık ücretine hükmeder. Bu halde her dava arkadaşı yararına hükmedilen yargılama gideri miktarı hüküm fıkrasında açık biçimde her dava arkadaşı için ayrı ayrı gösterilmelidir. Davacı taraftaki ihtiyari dava arkadaşları davayı kazanırsa mahkemenin kendini vekil ile temsil ettirmiş olan her dava arkadaşı yararına kendisine ilişkin bölüm üzerinden ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir. Nitekim Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin 9.maddesinde de birleştirilen davaları avukatlık ücretleri bakımından bağımsız saymış ve her davanın ayrı avukatlık ücreti gerektireceğini kabul etmiştir.
İhtiyari dava arkadaşlarının haksız çıkması halinde ise, mahkeme kural olarak yargılama giderlerini bu arada avukatlık ücretini davadaki ilgilerine göre dava arkadaşlarına paylaştırır. Bu halde her dava arkadaşının sorumlu bulunduğu yargılama gideri miktarı da hükümde ayrı ayrı gösterilir. Yani her ihtiyari dava arkadaşı yargılama giderinden bu arada avukatlık ücretinden kendi payına düşen miktarı ile sorumludur. Daha açık bir anlatımla davada haksız çıkan ihtiyari dava arkadaşları kendisini vekil ile temsil ettirmiş olan karşı tarafa ayrı ayrı avukatlık ücreti ödemeye mahkum edilir.
Somut olayda davacılardan eş Saadet 35.000,00 TL manevi 500,00 TL maddi, davacı çocuklar Asuman, Vedat, Tuncay, Hakan ve Sedat ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi, 500,00 Tl maddi, davacı ana ve baba için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davacı eş ve çocukların maddi tazminat talebinin reddine, eş için 25.000,00 TL çocukların herbiri için 15.000,00 TL, ana ve baba için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş, hüküm altına alınan toplam manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 10.600,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, reddedilen miktar toplamı üzerinden hesaplanan 7.800,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Her davacı yararına hükmedilen miktar ile reddedilen miktar birbirinden farklı olup hükümde davalı yararına hüküm altına alınan avukatlık ücretinin ne kadarından hangi davacının sorumlu olduğu, kabul edilen miktar üzerinden her davacı yararına verilen avukatlık ücretinin ne kadarının hangi davacıya verildiği belli olmayıp hükmün bu yönüyle infazı kabil değildir. Ayrıca karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 3.kısım 3.bölümünde ilk 20.000,00 TL için % 12, sonra gelen 30.000,00 TL için % 10 oranında avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinden tüm davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı ile reddedilen miktarın toplamı üzerinden avukatlık ücreti hesaplandığında davacılar ve davalıya verilmesi gereken avukatlık ücretinden daha az bir miktar avukatlık ücretine hükmedilmiştir. Karar bu yönden usul ve yasaya aykırıdır.
Davacılar kararı bu yönüyle açıkça temyiz etmişler ne var ki davalılar bu yönü açıkça temyiz nedeni olarak ileri sürmemişlerdir.
O halde davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendinin silinerek yerine,
“3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, hüküm altına alınan manevi tazminat için davacı … için 2.900.00 TL, davacı çocuklar Asuman,Vedat,Tuncay,Hakan ve Sedat için ayrı ayrı 1.800.00’ er TL davacı anne baba, Cevdet ile … için ayrı ayrı 1.200.00’ er TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarları üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 7.800.00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 25.11.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacılar murislerinin ölümü nedeniyle ayrı ayrı tazminat davası açma imkanı varken diğer bir ifade ile davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olduğu halde birlikte tek bir dava açılmış ve sadece bir tane başvurma harcı yatırılmıştır.
Davacı vekili tek bir dosya için mesai harcamış, tek bir dosya üzerinden yargılama yapılmıştır.
3.12.2010 tarih ve 27774 sayılı Resmi gazetede yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3.maddesinin 2.fıkrası “Müteselsil sorumlulukta dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddine, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmünü getirmiştir.
Bu maddenin mefhumu muhalifinden dava sebebi tek ise avukatlık ücretininde müddeabih üzerinden tek olacağı sonucu çıkar. Aynı Ücret Tarifesinin 8’nci maddesinde de hangi hallerde ayrı ayrı avukatlık ücreti takdir olunacağı belirtilmiştir.
Dava tekdir. Başvurma Harcı tekdir. Bu durumda her bir dava arkadaşı için ayrı avukatlık ücreti takdiri gerekir şeklindeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmadığımı saygıyla arz ederim.