YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/201
KARAR NO : 2010/3352
KARAR TARİHİ : 17.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki zilyetlik şerhinin değiştirilmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 01.02.2008 tarihli dava dilekçesinde, … Köyü 1329 sayılı parselin 2/B madde alanı olup, bu niteliğiyle Hazine adına tapuda kayıtlı olduğunu ve bu taşınmaza kendisi zilyet olduğu halde sicilin beyanlar hanesinde zilyet olarak davalı …’ün isminin yazıldığını bildirerek, … istiminin silinerek kendisinin zilyet olduğunun yazılmasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulü ile beyanlar hanesinde … zilyet isminin silinmesine, davacının zilyet olduğunun yazılmasına karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının beyanlar hanesinde … zilyetlik şerhinin değiştirilmesine ilişkindir.
Genel arazi kadastrosu işlemi 1996 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
1- Müdahil olmak isteyen Kuddusi Yazar’ın temyiz itirazları bakımından;
Kuddusi Yazar, karar tarihinden sonra 14.09.2009 havale tarihli dilekçesiyle taşınmazın (A) işaretli 1232 m2 bölümünü 1995 yılında satın aldığını iddia etmekteyse de, H.Y.U.Y.’nın 54. maddesi hükmüne göre müdahale isteğinin yargılama bitinceye kadar ileri sürülebileceği, temyiz aşamasında müdahale istenemeyeceğine göre müdahillik ve temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Hazinenin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, dava konusu parselin tapu kaydının beyanlar hanesindeki zilyet …’ün ismi silinerek davacının isminin yazılmasına karar verilmiştir. Nevar ki; 1329 sayılı parselin orman niteliğini yitirmesi nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan yer olması nedeniyle 1996 yılında yapılan kadastro sırasında bu niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilen yer olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, kadastro tespiti sırasında taşınmaza zilyet olan bu konuda kütüğün beyanlar hanesine yararına zilyetlik şerhi bulunan davalı kişiden, taşınmazın zilyedliğini daha sonra devraldığını ileri sürmektedir. 2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasanın 30.10.1995 gün 4127 Sayılı Yasa ile değişik 11/3 maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılacak yerler “Kadastro çalışmaları sırasında fiili kullanım durumuna göre sınırlandırılması ve Hazine adına tesbit yapılacak bu gibi yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. 3402 Sayılı Yasanın 11. Maddesinde belirtilen askı ilanı hariç, diğer ilanlar yapılmaz. Kadastro çaışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin döndüncü fıkrasına göre hak sahibi olup olmadıkları hususu, ayrıca Orman Bakanlığınca tesbit edilir. Hak sahiplerinin bu madde hükümlerinden yararlandırılmasında, … toprakta 40, … toprakta 100 dönümlük sınırlamaya uyulur”.
Yine aynı yasanın döndüncü fıkrası “Yararlanacak kişilerin hak sahibi olabilmeleri için orman köyü nüfusuna kayıtlı olmaları ve bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl müddetle o yerde ikamet etmiş bulunmaları gerekir.”
Mahkemece, sözü edilen yasa hükümlerine göre yapılan araştırmanın yetersiz ve bu konuda alınan tanık beyanlarının çelişkili olması bir yana, 2924 Sayılı Yasanın 11/3. maddesi gereğince kadastro sırasında, muhdesat ile tasarruf edenlerin isimlerinin kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilenlerin hak sahibi olup olmadıkları, yani 2924 Sayılı Yasa hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacakları, Orman Bakanlığınca kurulan Hak Sahipleri Tesbit Komisyonlarınca aynı yasanın 11/4 madde hükümleri gözönünde bulundurularak ayrıca tesbit edilmesi gerekir. Yine, 2924 Sayılı Yasanın 21. maddesi gereğince çıkartılan Yönetmeliğin 45. maddesi gereğince “Hak Sahipleri Tespit Komisyonu, beyanlar hanesinde ismi … kişilerin, hak sahipliği tanımı çerçevesinde, hak sahibi olup olmadıklarını tespit eder ve hak sahibi olarak tespit edilenleri, hak sahibi sicil defterine işler.”. Aynı yönetmeliğin 46. maddesinde, Hak Sahipleri Tesbit Komisyonun hak sahibi olarak belirlediği kişilere karşı itiraz ve dava hakları ile hak sahibi listelerinin nasıl kesinleşeceği gösterilmiştir.
Kütüğün beyanlar hanesinde … zilyedlik veya muhdesat şerhi, ayni hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması mümkün değildir. Böyle bir talep, tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemez ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemez. Orman Bakanlığı Hak Sahipliği Tespit Komisyonunun vereceği karara göre, davacının itiraz ve dava haklarını o aşamada kullanması mümkündür. Aksi halde, kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra yapılacak her devir işlemi ayrı bir dava konusu olacaktır. Bu durum yasanın amacına aykırıdır. Kaldı ki; somut olayda kadastro tesbitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık “kadastro öncesi nedene dayalı” dava açma süresi de geçirilmiştir. On yıllık hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olduğundan ve ayrıca 02.12.2003 gün 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/5. maddesi yürürlüğe konulan “…orman sınırı dışına çıkartılan, ancak fiilen orman olduğu Orman Genel Müdürlüğünce tesbit edilen yerler, talep üzerine Maliye Bakanlığınca Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilir. Tahsis yapılan bu yerler Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilir.” hükmü gereğince şerhin kaldırılması ve değiştirilmesi davalı Hazineyi doğrudan ilgilendirdiğinden Hazinenin bu hükmü temyiz etmesinde hukuki yararı vardır. Kütüğün beyanlar hanesinde lehine şerh bulunan davalı kişinin hükmü temyiz etmemiş olması sonuca etkili değildir.
Diğer taraftan; 15.01.2009 gün 5831 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasına “Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerin kadastrosu ve tescili” başlığı ile eklenen “EK MADDE 4- 6831 Sayılı Orman Kanununun 20.06.1973 tarihli ve 1744 Sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23.09.1983 tarihli ve 2896 Sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 Sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’nci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz” hükmü gereğince yapılacak kadastroda, davacının isteğinin yasal olup olmadığı ayrıca değerlendirilecektir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; Kuddusi Yazar’ın temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2. bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 17/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.