YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8593
KARAR NO : 2013/16059
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 30.03.1989-15.05.2008 tarihleri arasında fahri imamlık yaptığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, 30/03/1989-15.05.2008 tarihleri arasında asgari ücretle davalı köy tüzel kişiliğinde geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı hizmetleri bulunduğunun kabul ve tespitine, karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının Kurumda kaydının olmadığı, ilçe müftülük kayıtlarında davacı adına rastlanmadığı, köy karar defterindeki son karar tarihinin 14.07.2009 olmasına rağmen 2001 yılına ait kararlardan önce silsilenin bozularak 01.01.2009 tarihinde davacı isteği üzerine davacının asgari ücretle fahri imamlık görevini yürüttüğü,SSK’sının kendisine ait olduğunun kayıt altına alındığı,köy karar defterindeki 1989 tarihli kararlarda davacı adına rastlanmadığı gibi imam olarak da … ve … isim ve imzalarının mevcut olduğu, davacının ibraz ettiği belgeler arasında 25.06.2011 tarihli karar fotokopisinde davacının 01.01.1989-01.01.2009 tarih aralığında asgari ücretle köy fahri imamlığı yaptığının davacı ile köy muhtar ve aza imzalarıyla tutanak altına alındığı, 24.04.1996 tarihli … Köyü ihtiyar heyet karar fotokopisinde davacının … Köyü cami fahri imam-hatiplik görevi için 4.000.000TL alacağının yazılı olduğu, ilçe müftülüğünün ve kaymakamlığın 22.05.1996 tarihinde imza ve onayının bulunduğu, daha önceleri azalık yapanların beyanlarından davacının1989-2010 arası fahri imamlık yaptığının doğrulandığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı köyde kaç caminin olduğu ve ücretinin kim tarafından ne şekilde ödendiğini belirlenmeden, tespiti istenilen tarih aralığındaki defterde adı ve imzaları olan okul müdürü, öğretmen, imam,azaların beyanlarının alınmaması, köy halkının beyanlarına başvurulmamasıyla eksik inceleme ve araştırma sonucu kurulan hüküm usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yapılacak iş; köyde kaç caminin olduğunu araştırmak, köy karar defterinde dava konusu talep tarih aralığında okul müdürü olarak adı geçen …, imam olarak adları geçen …, …, …’ın beyanlarına başvurmak, muhtar ve azalar ile res’en tespit olunacak köy sakinlerini dinlemek suretiyle davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.