YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4009
KARAR NO : 2010/7046
KARAR TARİHİ : 26.05.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu … Köyü 861 parsel sayılı 221 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalıların miras bırakanı Halit Koldaş adına tescil edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkarıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parselin tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 19.06.1947 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1965 yılında genel arazi kadastrosu, daha sonra 30.12.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığı, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 1980 yılında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak bu işlemin itirazsız kesinleştiği, daha sonra yapılan ve 1988 yılında kesinleşen aplikasyon işleminin de 1980 yılı aplikasyon hattını doğruladığı, davalılar tarafından 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. maddesi uyarınca tebligat yapılmadığından aplikasyon ve 2. madde uygulamasının kesinleşmediği iddia edilmekteyse de taşınmazı ilk defa 1947 yılında yapılan tahdit içine alan orman kadastro çalışmaları sırasında yürürlükte olan 3116 Sayılı Yasada kişilere bizzat tebligat yapılması konusunda bir hüküm bulunmadığı, somut olayda 1744 Sayılı Yasa zamanında orman sınırı içine almanın söz konusu olmadığı, bu nedenle 11. madde hükümlerinin uygulanamayacağı, Dairede temyiz incelemesi yapılan 2007/10637, 2007/11173, 2007/12196, 2008/1850 vb. sayılı yaklaşık kırk dava dosyasında verilen kararların bir kısmının ilk tahdit ve aplikasyon çalışmalarının birbirine uygunluğunun belirlenmesi amacıyla bozulduğu, gerek bozma kararlarından önce, gerek daha sonra alınan ayrı ayrı kişilerden oluşturularak kurulan uzman orman ve … bilirkişilerin memleket haritası 1947 ve 1980 yılı haritaları ile tutanakların uygulanması sonucu verdikleri raporların biri biriyle uyum içinde ve denetime uygun olduğu ve tüm raporlarda aplikasyon hatası bulunmadığının açıklandığı, yine Orman Genel Müdürlüğü Müfettişi Hayiş Öget başkanlığında kurulan heyet tarafından yerinde yapılan uygulama sonucu verilen 08.08.2005 tarih 11 numaralı raporda da aynı durumun doğrulandığı “ilk tahdit haritasında köy yerleşim yerinin ölçekli olarak çizilmeyip, izafi olarak gösterildiğinin, arazi kadastrosu sırasında da, hiç orman tahdidi yokmuş gibi tahdit sınırları içine 150-200 mt. girilerek tespit yapıldığının 1947 ve 1979 yıllarında yapılan çalışmalarda kullanılan teknikler gözönüne alındığında aplikasyonda bariz bir hata bulunmadığının” açıklandığı, çekişmeli taşınmaz 1947 yılında kesinleşen orman kadastro sınırı içinde kaldığından orman sınırı içinde iken davalı adına oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil
niteliğinde olup, malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, kesinleşen orman sınırları içine alınan eski tapu ve iskan kayıtlarının yasal değerini yitireceği, 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2/2. maddesinde açıkça tapu kaydından söz edildiğinden bu yasa hükümlerine göre orman sınırı dışına çıkartılan yerlerde taşınmaz orman sınırları içinde iken yolsuz olarak oluşturulan tapu kayıtları ile taşınmaz orman sınırları içine alınmasından önce var olan iskan veya vergi kayıtlarına değer verilemeyeceği, bu nedenle 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile orman sınırı dışına çıkarılan taşınmazın mülkiyetinin tapu sahibine dönmeyeceği gibi aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişinin 4721 Sayılı Medeni Kanunun 1023. maddesindeki iyiniyet kurallarından da yararlanamayacağı, kaldı ki taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – … 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu gözönünde bulundurularak Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 26/05/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.