Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/49 E. 2010/273 K. 21.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/49
KARAR NO : 2010/273
KARAR TARİHİ : 21.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 14.2.1986- 22.11.2006 tarihleri arası 1479 sayılı yasa sigortalısı olduğunun ve 4.12.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı 14.2.1986-22.11.2006 tarihleri arasında kesintisiz olarak 1479 sayılı yasaya tabi sigortalı olduğunun ve 4.12.2006 tarihini takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının 14.2.1986-22.11.2006 tarihleri arasında 1479 sayılı yasa kapsamında … sigortalısı sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Davacının vergi kaydı ve meslek kuruluşu kaydı ile kendi nam ve hesabına çalışması göz önünde tutularak 14.2.1986 tarihinde zorunlu … sigortalısı olarak tescil edildiği davalı Kurumca önceden tescil edilen ve 2006 yılına kadar 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılan davacıyı 2006 yılında geriye doğru yaptığı bir işlem ile vergi kaydının bulunmadığı gerekçesiyle 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile değişik 24. maddesine yanlış anlam vermek suretiyle 14.02.1986-10.12.2001 ve 26.03.2002-29.12.2003 tarihleri arasında sigortalı sayarak 31.12.2001-25.03.2002 ve 30.12.2003-22.11.2006 tarihleri arasındaki sigortalılığını iptal etmesi yerinde değildir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.10.2003 gün ve E:2003/21-579, K:2003/570 sayılı kararında da belirtildiği gibi,2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik, değişiklikten önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olması nedeniyle sigortalı olanların sigortalılıklarına son vermemekte, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihlerde …’a yeni kayıt ve tescil edilecekler için yeni düzenlemeler öngörmektedir. Tersinin kabulü kazanılmış hakları ortadan kaldırmak olur ki, bu durumun kabulüne, yasaca ve hukukça olanak olmadığı ortadadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 17.2.1986-16.2.2001, 21.02.2001-30.12.2001, 22.4.2002-2.9.2003 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu 08.09.1992 tarihinde Akşehir Vergi Dairesine kayıtlı olduğu ancak mahkemece kaydının getirilmediği 14.2.1986-13.2.2001 tarihleri arasında Konya Eczacılar Odası ,13.2.2001-25.3.2002 tarihleri arasında Ankara Eczacılar Odası kaydı, 26.3.2002-29.12.2003 tarihleri arasında yeniden Konya Eczacılar Odası kaydı,7.1.2004-26.7.2004 tarihleri arasında İstanbul Eczacılar odası kaydı,26.7.2004 tarihinde ise Antalya Eczacılar odasına naklinin aldırıldığı ancak Antalya Eczacılar odasına hangi tarihler arasında kayıtlı olduğunun ilgili odadan sorulmadığı, 21.7.2007-24.1.2008 tarihleri arasında ise Van Eczacılar odasına kaydının bulduğu anlaşılmaktadır. Davacının uyuşmazlık konusu dönem olan 31.12.2001-25.03.2002 tarihleri arasında Ankara Eczacılar Odasında kaydı bulunduğundan bu dönemde sigortalılık şartlarını taşımaktadır.29.12.2003-26.11.2006 tarihleri arasında vergi kaydı, esnaf ve sanatkar sicili kaydı bulunmamasına rağmen değişik illere nakillere rağmen oda kaydının devam ettiği görülmektedir.Davacının Ankara Eczacılar Odası kaydı 29.12.2003 tarihinde sona ermiş ancak 7.1.2004 tarihinde İstanbul Eczacılar Odası kaydı başlamıştır ve 26.07.2004 tarihine kadar devam etmiştir.
Davacının bir il odasından diğer il odasına nakli sırasında aradan geçen 7 günlük süre makul bir süre olup hayatın olağan akışı gereği oda kaydı için gerekli başvuru, faaliyette bulunulacak iş yerinin hazırlanması gibi yapılacak çalışmalar gözetildiğinde davacının kendi nam ve hesabına çalışmasına ara verdiği anlamına gelmez. 26.7.2004 tarihinden itibaren de Antalya Eczacılar Odasına kaydı başlatılmıştır.Davacının oda kaydının 29.12.2003-22.11.2006 tarihleri arasında devam ettiğinin tesbiti halinde 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun kabulu gerekeceği açıktır. Öte yandan 26.02.1986-22.11.2006 tarihleri arasında prim ödemeleri de mevcuttur.
Yapılacak iş, davacıya 26.07.2004-26.11.2006 tarihleri arasında hangi illerde eczacılık faaliyetinde bulunduğunu açıklattırmak davacının 26.7.2004 tarihinde Antalya Eczacılar Odasına naklinin aldırıldığı bildirilmiş olmakla bu oda kaydının hangi tarihler arasında devam ettiği tesbit olunmalı , ilden ile nakiller sırasındaki kısa süreli ara vermelerin faaliyete son verildiği anlamını taşımayacağı gözetilerek davacının değişik illerdeki oda kaydına dayalı olarak fiilen kendisi tarafından eczacılık mesleğinin yürütülüp yürütülmediği oda kayıtları ,İş yeri açma ruhsatları ilgili belediyelerden getirtilerek ve gerektiğinde zabıta kanalıyla araştırılmak suretiyle davacının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup bulunmadığı tesbit olunmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.01.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.