Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/93 E. 2010/280 K. 21.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/93
KARAR NO : 2010/280
KARAR TARİHİ : 21.01.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,davalı işveren nezdinde 10.2.1997-14.9.2005 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, davalıya ait işyerinde 1.2.1997-14.9.2005 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmet süresinin tesbiti ile işcilik alacaklarının davalı işverenden tahsilini istemiştir..
Mahkemece davanın kabulu ile davacının 1.8.1997-14.9.2005 tarihleri arasında eksik bildirilen 60 günlük sürenin ve davacının sigorta başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 1.5.1998 tarihi olduğunun tespitine ,ve kıdem tazminatı alacağının faiziyle davalı işverenden tahsiline karar verilmiştir.
Davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-6 29 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Yapılan bilirkişi incelemesinde davacının çalışmaları ile ilgili sadece 2005 yılına ilişkin ücret bordrolarının sunulması nedeniyle bordro tanığı ifadeleri gözetilerek davacının davalıya ait iş yerinde 1.8.1997-14.9.2005 tarihleri arasında aralıksız olarak 2923 gün çalıştığı bu sürenin 2863 günün Kuruma bildirilmesine rağmen 60 günlük sürenin bildirilmediği tesbit olunmuş mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak 60 günlük sürenin tesbitine karar verilmiştir.Ancak davalı işverenin temyiz dilekçesine eklediği belgelerden işverence 1999-2004 yıllarına ilişkin davacının imzasını da içerir ücret bordrolarının düzenlendiği görülmektedir.
Yapılacak iş davacının tesbitini istediği sürelerle ilgili olarak davalı işverence sunulan ücret bordrolarındaki imzaların davacıya ait olup olmadığı davacıya sorulmalı, kendisine ait olmadığının ileri sürülmesi halinde bilirkişi aracılığıyla imzanın davacıya ait olup olmadığı saptanmalı,imzanın davacıya ait olduğunun tesbiti halinde bildirimlerin imzalı ücret bordrolarına uygunluğu bilirkişiden alınacak ek raporla tesbit edilmeli eksik bildirimin tesbiti halinde ise ücret bordroları ve bordro tanıklarının çalışmanın kesintisiz olduğu yolundaki beyanları gözetilerek imzalı ücret bordrolarının bulunduğu aylara ilişkin eksik bildirilen sürelerin tespitine ilişkin talebin reddine,imzalı ücret bordrolarının bulunmadığı aylar yönünden ise eksik bildirilen sürelerin kabulüne karar verilmeli, yine ücret bordrolarındaki imzanın davacıya ait olmadığının tesbiti halinde ise dinlenen bordro tanıklarının anlatımları doğrultusunda davanın şimdi olduğu gibi kabulüne karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalı işverenin işcilik alacaklarına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 21.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.