YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6611
KARAR NO : 2010/10028
KARAR TARİHİ : 13.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 18.12.2008 gün ve 4577-6228 sayılı bozma kararında özetle; “Payallar Beldesinde bulunan çekişmeli taşınmazın (A)=1050,20 m2 bölümü hakkındaki davanın kabulüne karar verilmişse de, taşınmazın güneyinde hükmen orman niteliği ile Hazine adına tescil edilen 408 parsel sayılı taşınmaz bulunduğu, bu durumda, dava konusu yerin ormanla ilişkisinin araştırılması, öncelikle yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının ve kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenerek, buna göre yöntemince yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu 1050,20 m2 taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesine göre açılan tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 26.11.1988 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır. Arazi kadastrosu 1982 yılında yapılmış, çekişmeli taşınmaz tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyularak hüküm kurulmuşsa da bozma kararı gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı açıklanmışsa da, davanın çözümünde taşınmazın 1982 yılında yapılan kadastro sırasında hangi nitelikle tespit harici bırakıldığı konusu önem kazanmaktadır. Kadastro Müdürlüğünce bu konuya net bir cevap verilmemekle birlikte, temyize konu dosyada 08.06.2006 tarihli orjinal pafta örneğinde ve hükme esas alınan 10.10.2007 tarihli krokide çekişmeli taşınmazın da içinde bulunduğu tapulama harici alanda “Çamlıburun Devlet Ormanı” … olduğu, yine çekişmeli taşınmaza güney yönden komşu olan ve Kadastro Mahkemesinin 1984/38-53 sayılı dosyasında orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilen 408 parselin hüküm dosyasında bulunan 27.05.1992 tarihli krokisinde çekişmeli taşınmazın bulunduğu kuzey yönün orman olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihten önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 2613 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1982 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin de tesbit dışı bırakıldığı, bir kısım arazi bölümünün ise tarım arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri, 1988 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığı, yapılan uygulama ile belirlenmiştir. Ancak arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır.
H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler, yukarıda … gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
O halde; çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığı tarihe kadar orman niteliğindedir.Öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 08.03.2005 günü arasında 20 yıllık zilyedlikle mülk edinme süresinin dolmadığı, yine komşu 408 parsel hakkında 1984 yılında açılan dava sırasında düzenlenen krokide çekişmeli taşınmaz yönünün orman olarak gösterilmesi nedeniyle de 3402 sayılı yasanın 14. ve 17 madde koşullarının oluşmadığı, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince “herhangi bir nedenle orman sınırı dışında bırakılan orman” olması nedeniyle yeniden orman sınırları içine de alınabileceği gözönünde bulundurularak, davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 13/07/2010 günü oybirliği ile karar verildi.