YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1833
KARAR NO : 2022/5925
KARAR TARİHİ : 15.09.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14.11.2018 tarih ve 2013/65 E. – 2018/1006 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.12.2020 tarih ve 2019/569 E. – 2020/1476 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıdan alacaklarının tahsili için İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün 2012/25090 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı-borçlu tarafından haklı sebebe dayanılmaksızın takibe, borca ve borcun ferilerine itiraz edildiğini, Proteknik Panç Metal San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin kurucularından ve hissedarlarından biri olan müvekkilinin Üsküdar 16. Noterliği’nin 23/10/2012 tarihli hisse devri sözleşmesi ile şirketteki hisselerini diğer ortak ve de şirket müdürü olan davalıya sattığını, müvekkilinin pazarlıklar sonucu şirketteki hisselerini toplam 112.000,00-TL’ye davalıya satmayı kabul ettiğini, tarafların bu bedelin 9.000,00-TL’sini peşin, kalan 103.000,00-TL’sini toplam 10 adet 10.000,00-TL’lik senetlerle ve 3.000,00-TL’nin de sözleşme imzalanmasından sonra nakit olarak müvekkiline ödenmesi hususunda anlaştıklarını, anlaşmaya konu senetlerin tanzim ve imza edilerek müvekkiline teslim edildiğini, davalının senetlerin keşidecisini değiştirmek üzere müvekkilinden senetleri geri istediğini, masasının çekmecesinde bıraktığı senetlerin izni dışında davalı-borçlu tarafından çekmecesinden alındığını, müvekkilinin davalı hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan Ümraniye Başsavcılığı’na şikayette bulunduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra takibinin devamını, haksız ve kötü niyetli itiraz edildiği için takip konusu alacağın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının söz konusu senetleri düzenlendiğini, müvekkilinin peşin olarak kararlaştırılan 9.000,00 TL’yi davacıya ödediğini ve senetleri de teslim ettiğini, ancak daha sonra tarafların notere gittiğini ve noterin yeni kanuna göre ortağın ancak hissesinin %10’nunu şirkete devredebileceğini belirterek tarafların işlemlerini yapmaktan imtina ettiğini, bunun üzerine davacı tarafın hisseleri peşin para ile müvekkilinin almasını teklif ettiğini, davacı ile pazarlık yaptığını, davacının hisseleri karşılığında nakit 59.000,00 TL ödemeyi kabul ettiğini, müvekkilinin daha önceki şirkete ilişkin anlaşmalarına istinaden ödediği 9.000,00 TL’nin yanında kalan 50.000,00 TL’yi davacıya ödediğini ve Üsküdar 16. Noterliği’nin 23/10/2013 tarih ve 37963 yevmiye nosu ile hisse devir sözleşmesi yapıldığını, davalının sözleşmenin yapılmasından sonra iddiasının aksine senetleri şirket müdürü olan müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin de anlaşmaları gerçekleşmediğinden senetleri imha ettiğini savunarak davanın reddine, kötüniyetli icra takibi nedeniyle davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davacının noter sözleşmesindeki kayıtların aksini aynı kuvvet ve mahiyette yazılı belge ile ispatlamasının gerektiği, ancak gerek ceza yargılaması sırasında gerekse huzurdaki davada davacı yanın sözleşmedeki kayıtların aksini ispata elverişli delil ibraz edemediği gibi davaya konu bonoları kendi rızası ile davalıya teslim etmek ve imha edilmesi amacı ile getirmekle bonoların zilyetliğinden çıkmasına bizatihi kendisinin sebebiyet verdiği, hisse devrine ilişkin ilk anlaşmanın ikinci bir anlaşma ile sonlandırıldığı, aksinin tüm dosya kapsamında ispatlanamadığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu ispata muhtaç kalmakla koşulları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın limited şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu, HMK’nın 14/2 maddesi gereğince ve dava dışı şirketin tescilli faaliyet merkezinin bulunduğu yer olan İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğü ve Ticaret Mahkemelerinin kesin yetkili olacağı, şirket hisselerinin devrine ilişkin uyuşmazlıklarda hissesi devredilen şirketin ikametgahındaki mahkemenin yetkisinin kesin olduğu, öte yandan İİK’nun 50. maddesi gereğince icra takiplerinde HMK’nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı, mahkeme yönünden kesin yetkinin, icra takipleri içinde söz konusu olduğu, her ne kadar davalı borçlu icra takibine yetki yönünden itiraz etmemiş ise de; itiraz etmeme hallerinin yetkinin kesin olmadığı hallerde borçluları bağlayacağı, yetkisiz icra dairesinde yapılan takibi yetkili hale getireceği, fakat yetkinin kesin yetki olması halinde, yetkisiz icra dairesinde yapılan takibin geçerli olmayacağı, icra memuru tarafından da resen gözetilmesi gerekeceği, davada icra takibinin yetkisiz icra dairesi olması nedeniyle geçerli olmadığı, geçerli olmayan icra dairesinde yapılan takip nedeniyle artık itirazın iptali davasının da görülemeyeceği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14/11/2018 Tarih ve 2013/65 Esas – 2018/1006 Karar sayılı kararının HMK’nın 355, 353/1-b2 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; davanın HMK’nın 114/2 ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.