YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10536
KARAR NO : 2010/10576
KARAR TARİHİ : 28.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının iş kazası sonucu uğradığı manevi zararının, işçilik alacakları ve gasp sonucu oluşan maddi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 1.000,00 TL ihbar tazminatının dava tarihi 12.03.2007 gününden itibaren yasal faizi ile birlikte,331.35 TL bayram ücret alacağının dava tarihi 12.3.2007 gününden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla taleplerin ve sair alacak talepleri yönünden davanın reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 19.10.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine, karar vermiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı şirketin Kazakistan’daki işyerinde 19.10.2006 tarihinde çalışmakta iken Kazak işçilerin aynı işyerinde daha az ücretle çalıştırılmaları sebebiyle toplu olarak Türk işçilere saldırmaları sonucu yaralandığı,iş kazası olduğu iddia edilen bu olay ile ilgili Kuruma başvuru yapılmadığı gibi Kurumca da herhangibir tahkikat yapılmadığı,davacının Karşıyaka Devlet Hastanesince yapılan tedavi belgelerine göre, yüzünde ekimozlar ve çiziklerin olduğu, dudaklarında ve göz çevresinde sorunlar bulunduğu, malüliyet oranının tesbit edilmediği,kusur raporu alınmadığı,işyeri belgelerine göre davacının davalı şirketin Kazakistandaki “Rafineri İnşaatı İşyerinde” … boru kaynakçısı olarak çalıştığı,davacı ve davalı şirket arasında 08.12.2005-08.10.2006 tarihleri arasında Kazakistanda bulunan rafineri inşaatı işyerinde kaynakçı olarak çalışmak üzere iş akdi imzalandığı,davacının 506 sayılı Yasa’nın 85. maddesince yaşlılık,malüllük ve ölüm sigortası kolundan topluluk sigortasına tabi tutulmayı kabul ettiğine dair imzalı beyanının olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu zarara uğrayan davacının manevi tazminat talepli davası ile işçilik alacağı ve gasp sonucu oluşan maddi zararlarının karşılanması istemli davanın birlikte görülüp görülemeyeceği noktasındadır. Mahkemece bu davalar tek dosya üzerinden sonuçlandırılmıştır.
HUMK.’nun 46. maddesi uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına, davanın her safhasında karar verilebilir. Yine aynı Yasa’nın 77. maddesinde mahkemenin yargılamayı, mümkün olduğunca hızlı ve bir düzen içersinde seyretmesini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
İş kazasından doğan manevi tazminat davasında, olayın iş kazası olduğunun tesbiti, kusurun aidiyeti ve oranı, olayın oluş şekli, meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriği ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kuralları esas alınır.
Sigortalılığa ilişkin işçilik alacağı davasına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa’dan kaynaklanmaktadır. İşçilik alacağına esas alınacak hizmet saptandıktan sonra talep edilen işçilik alacağının türüne göre maddi ve manevi tazminat davasındaki kıstaslardan farklı kıstaslara dayanan ayrı bir hesap yapılması gerekir. Bu durumda, her iki dava için izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar birbirinden tamamen farklıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 7.2.2007 gün ve 2007/21-69 Esas, 2007/55 Karar sayılı aynı nitelikteki bozma ilamında da belirtildiği üzere, “Davaya konu istemlerin yasal dayanaklarının ve buna bağlı olarak yapılacak inceleme ve araştırma yöntemlerinin farklılığı, temel ilişkinin kanıtlanmasında izlenecek usul gibi bir takım farklı olgular nedeniyle, yargılamanın daha iyi ve süratli bir şekilde yürütülmesi için davaların ayrılmasında zorunluluk bulunmaktadır.”
Mahkemece bu maddi ve hukuksal olgular gözetilmeksizin, ayrı ayrı açılıp görülmeleri gereken birbirinden tamamen farklı iki davanın bir arada görülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemenin kabulüne göre de; olayın mahkemece iş kazası olduğu kabul edildiğine göre iş hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri gereğince değerlendirmeye tabi tutularak insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğu olduğu gözetilerek iş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini gözetmek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyeti oluşturularak belirlenmesi gerekirken bu konuda inceleme yaptırılmaksızın ayrıca davacının tüm tedavi evrakları getirtilerek davacı ATK na gönderilmek suretiyle oluşan cismani zarar nedeniyle beden güç kaybına uğrayıp uğramadığı, uğramış ise oranı, uğramamış ise ne kadar süre ile iş ve gücünden kaldığı, ne kadar sürede iyileşebileceği konusunda rapor alınmadan manevi tazminat takdir edilmiş olması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasının işçilik alacakları davasından tefrikine karar verilerek ayrı esasa kaydetmek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre tarafların öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 28.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.