Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/11461 E. 2010/11288 K. 11.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11461
KARAR NO : 2010/11288
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre davalıların tüm,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu %42 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının %20, davalı işverenler ortak girişiminin %40,davadışı sürücünün %40 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 35.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 30.000,00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 6.189,82 TL maddi tazminatın ve 35.000,00 TL manevi tazminatın 27.12.2006 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 742,77 TL ve manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 3.900,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,red edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 600,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
3-Davacı tarafından yapılan toplam 672,90 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 600,00 TL sının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Alınması gereken 2.224,25 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 624,00 TL harcın düşümüyle kalan 1.618,25 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 624,00 TL nisbi harç ile 13,10 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 637,10 TL harç giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz edenlerden ilgililerine yükletilmesine, 11.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.