Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/6147 E. 2011/5727 K. 16.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6147
KARAR NO : 2011/5727
KARAR TARİHİ : 16.06.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,çalıştığı iş ve işyeri itibariyle 28.3.2007 tarihinden itibaren geçen çalışmaları nedeniyle itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tesbitiyle,tesbit edilen itibari hizmet sürelerinin sigortalılık süresine eklenmesine ve fark primlerinin işverence ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilllerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Davacı, çalıştığı iş ve işyeri itibariyle 28.03.2007 gününden itibaren itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tesbitine, tespit edilen itibari hizmet sürelerinin sigortalılık süresine eklenmesine ve fark primlerin işverence ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının davasının kabulü ile, davacının çalıştığı iş ve iş yeri itibariyle bulunduğu yerde 28.03.2007 tarihinden itibaren itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiği hususunun tesbitine, tespit edilen itibari hizmet sürelerinin hizmet süresine eklenmesine ve fark primlerinin işverence ödenmesi gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
HUMK.’nun 185, 187 ve 202. maddelerinde düzenlenen dava açılmasının maddi ve usul hukuku bakımından sonuçlarının bazıları açıkça yazılmış olmasına karşın, bazıları açıkça yazılı değildir. Yasada açıkça yazılı olmamakla birlikte dava açılmasının usul hukuku bakımından doğurduğu sonuçlardan biri de, “her davanın açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanması gereğidir.” Hüküm, uyuşmazlığın başladığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar gerçekleşmiş olayları kapsar. Özel bir nedeni olmadıkça davadan sonraki olayları ve hakları kapsamaz, aksi halde HUMK.’nun 389. maddesinde öngörülen ilkelere aykırı olur. Yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir. Somut olayda, davacı dava dilekçesinde, tesbitini istediği sürenin bitiş tarihini bildirmemiş olup, bu hali ile en geç dava tarihine kadarki çalışmaların tesbitini istediğinin kabulü mümkün iken, dava tarihinden sonraki döneme ilişkin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinin silinerek, yerine,
“1-Davacının çalıştığı iş ve iş yeri itibariyle 28.03.2007 tarihinden dava tarihi olan 05.05.2008 tarihine kadar itibari hizmet süresinden yararlandırılması gerektiğinin tesbitine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına, hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 16.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.