Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/214 E. 2010/3779 K. 24.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/214
KARAR NO : 2010/3779
KARAR TARİHİ : 24.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili, 07/11/2003 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Beldesinde 4 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunun iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece 03/12/2007 tarihli … bilirkişi raporunda 3 nolu taşınmaz olarak gösterilen A (1196 m2), B (2613 m2), C (117 m2), D (789 m2), E (319 m2) ve 4 nolu taşınmaz olarak gösterilen A (1815 m2) işaretli taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile davacılar adına tapuya tesciline diğer taşınmazlar hakkındaki davanın orman sayılan yer olmaları nedeniyle REDDİNE karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 24/11/1989 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir. Çekişmeli taşınmazlardan 3 nolu olan; bu çalışmada tepe ve yol, 4 nolu olan; orman ve … niteliğiyle tesbit harici bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde … imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
1) Hazinenin … bilirkişi raporunda 4 numara ile gösterilen taşınmazın (A) bölümüne yönelik temyiz itirazları bakımından; Toplanan deliller, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından, yörede 1956 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin paftada orman ve … olarak tescil harici bırakıldığı, … niteliğindeki (B) bölümü ile ilgili davanın reddine karar verildiği ve hükmün bu bölümünün davacılar tarafından temyiz edilmediği, (A) bölümünün ise sahil şeridinde yeraldığı,üzerinde 4-5 yaşlarında zeytin fidanları bulunduğu anlaşılmaktadır.

3402 Sayılı Kadastro Yasasının uygulanmaya başladığı 10/10/1987 tarihinden önce 2613, 5602 ve 766 sayılı Yasaların hükümlerine göre, kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla, arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen ormanlara ait kayıtlar, o birliğin çalışma alanının tapu kütüğüne aktarılmıştır (766 Sayılı Yasanın madde 46/3). Bölgede orman kadastrosu yapılmamışsa, arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, ormanların sınırlandırılması Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle, belirlenen orman sınırına girmeden arazi kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği 10/10/1987 tarihine kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur.
1956 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazla birlikte bu taşınmazların bitişiğinde bulunan arazi bölümlerinin tesbit dışı bırakıldığı, bitişikteki arazi bölümünün ise tapu kayıtları esas alınarak, tarım arazisi niteliğiyle hak sahipleri adına tesbit ve tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Her ne kadar komşu parsellerin tespitlerine esas alınan tapu kayıtları getirtilip uygulanmamış ve uzman bilirkişiler tarafından Memleket Haritası ve kesinleşen orman kadastro haritalarının kadastro paftasıyla aplike edilmesi suretiyle yeterli inceleme yapılmamışsa da yörede 1989 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında davaya konu taşınmazın da içerisinde yer aldığı arazinin orman tahdit hattı dışında kaldığı tartışmasızdır.Ancak arazinin konumu ve davalı taşınmaz ile orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri gözönünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183 – 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda … gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Orman kadastrosunun kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresi dolmamıştır. Kaldı ki halen bir bölümünün sahil şeridinde kalması ve üzerinde 4-5 yaşlarında zeytin fidanlarının bulunması karşısında 3402 sayılı 14.17. Maddesi koşullarının oluşmadığını göstermektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin 4 numaralı taşınmazın A bölümüne yönelik davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2) Hazinenin 3 numaralı taşınmazın A,B,C,D,E bölümlerine yönelit temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; hükme dayanak alınan orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda Memleket Haritası ile çekişmeli yerin kadastro paftası ölçekleri eşitlenmemiş, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 5 ya da 6 orman tahdit sınır noktasını gösterecek biçimde tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki çizilmemiştir. Bu haliyle uzman bilirkişi raporu denetlemeye elverişli değildir.Bunun yanısıra komşu parsel kayıtları getirtilip uygulanmamıştır.
Kural olarak; bir yerde, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenecektir.
-3-
2010/214-3379

Nevar ki; çekişmeli taşınmazlar kadastro sırasında tepe niteliğiyle tespit harici bırakılan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan 4721 Sayılı Yasanın 713. maddesi uyarınca açılan tescil davalarında çekişmeli taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması ve devletin hüküm ve tasarrufu altında orman sayılan yer olması halinde kesinleşen orman sınırı dışında kalan taşınmaza yönelik açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir.
O halde; öncelikle, 1989 yılında kesinleşen orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçlarının askı ilan tutanakları ve çekişmeli taşınmazı orman sınır noktalarıyla birlikte gösterir orijinalinden renklendirilmiş tahdit haritası örneği, eski tarihli memleket haritası , … fotoğrafları ve amenajman planı bulundukları yerlerden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, orman ve fenni bilirkişi kurulu aracılığıyla, kesinleşmiş tahdit haritası ile çekişmeli yerin kadastro paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 5 ya da 6 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit haritasındaki konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere (orman ve fenni ) çekişmeli yerin bu haritalara göre yapılan uygulamalarla ilgili konumlarını ayrı ayrı renklerle gösteren müşterek kroki düzenlettirilmeli; çekişmeli taşınmazın orman sınırı dışında kaldığının belirlenmesi halinde, en eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafı ve amenajman planları, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; orijinal-renkli memleket haritası ölçeği kadastro paftası ölçeğine çevrildikten sonra yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunun yalnız büro incelemesi ile değil, uygulama ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişme konusu yeri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, mahkemece çekişmeli taşınmaz gözlenmeli ve üzerinde neler bulunduğu keşif tutanağına yazılmalı, çekişmeli taşınmazın 4 taraftan renkli fotoğrafı çektirilip dosya arasına konulmalıdır.
Açıklanan konular göz önünde bulundurularak bu konuları kapsayacak, duraksamaya yer vermeyen ortak imzalı rapor ve kroki alınıp çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırı dışında kalıp da … fotoğrafı ve memleket haritasındaki görünüm ve rumuzlara eylemli duruma göre devletin hüküm ve tasarrufu altında ve orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde 6831 sayılı yasanın 4999 sayılı yasa ile değişik 7. Maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların orman kadastrosunun yapılabileceği hükümlerinin getirilmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmeli, orman sayılmayan yerlerden ise 3402 Sayılı Yasanın 14/1. maddesinde … 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu

-4-
2010/214-3379

taşınmazın … ya da … tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 Sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, … tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24.03.2010 günü oybirliği ile karar verildi.