YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3595
KARAR NO : 2010/7654
KARAR TARİHİ : 02.06.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında …Köyü 224 ada 1 parsel sayılı 569,47 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 13.09.1948 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 3302 Sayılı Yasa hükümlerine yapılıp kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyleki; Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, 3402 Sayılı Yasanın 14. ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı savıyla dava açmıştır. Çekişmeli taşınmazın yöntemine uygun şekilde yapılan uygulama , inceleme ve araştırma sonucunda orman sayılmayan, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlenmiş ise de taşınmazı davalının kullanmadığı, davalının babası … … tarafından kullanıldığı davalının 24.12.2008 tarihli oturumdaki beyanı ile tespit edilmiştir. Bu durumda davalının yani tespit malikinin 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık zilyetliği bulunmamaktadır. Mahkemece bu durum gözetilmeksizin dava konusu taşınmazın orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gerekmeyen yerlerden olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir .
Hal böyle iken çekişmeli taşınmazın gerçek maliki, temyize konu davaya katılmadığı takdirde tespit maliki olan davalının kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık zilyetliği bulunmadığı, bu sebeple 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tespit tutanağındaki nitelik ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin aksi düşünce ile … şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 02.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.