Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10084 E. 2022/2041 K. 14.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10084
KARAR NO : 2022/2041
KARAR TARİHİ : 14.03.2022

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davasında, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi;
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan ……..’in 158 ada 2 parsel sayılı taşınmazını oğlu olan davalı …’e ölünceye kadar bakım akdi ile devrettiğini, mirasbırakanın, davalı ve eşinin, torunlarının yanına getirilmeyeceği, gelininin oğlu davalıdan boşanacağı şeklinde baskı ve tehditleri ile devri gerçekleştirmeye zorlandığını, davalının hukuki anlamda yaptığı ölünceye kadar bakma akdinin geçerli olabilmesi adına kendilerini güvence altına almak içinde mirasbırakanı zorla oturduğu evden alarak kendi yanlarına götürdüğünü, davalının mirasbırakanın ölümüne kadar tüm maaşlarına el koyduğunu ve en kıymetli taşınmazın adına tescilini sağladığını, işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı mirasbırakanın temlik tarihinde 95 yaşında ve bakıma muhtaç olduğunu; gerek akit öncesi gerekse akittten sonra mirasbırakanın bakım, tedavi ve her türlü ihtiyacını karşıladığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10/06/2014 tarihli ve 2010/22 E., 2014/465 K. sayılı kararıyla;mirasbırakanın ölünceye kadar bakma sözleşmesini baskı ve tehdit altında imzaladığı, mal varlığının terekesine oranla makul sayılmayacak bir kısmını davalıya muvazaalı olarak devrettiği, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Bozma Kararı
Dairenin 10.03.2020 tarihli ve 2017/1598 E., 2020/1722 K. sayılı kararıyla;“… Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/1054 Esas sayılı vesayet davasında mirasbırakan ile yapılan görüşme sonucu alıanan 31.07.2006 tarihli sosyal hizmet uzmanı raporuna göre, mirasbırakanın yalnız yaşadığı sırada kızı … ve çocukları … ve … (eldeki davacılar) tarafından evinin tahrip edildiğini, bu nedenle büyük korku ve üzüntü yaşadığını, benzer davranışların diğer kızı …’nin (eldeki davacı) çocukları tarafından da yapıldığını, bu zamana kadar evli olmalarına karşın çocukları ve torunlarına karşı her türlü sorumluluğunu yerine getirdiğini, şu anda da oğlu Muhammet Lütfi ile yaşadığını ifade ettiği, ölene kadar da davalı ile yaşayan mirasbırakanın temlikteki gerçek amacının mal kaçırma değil, gerçekten bakılmak olduğu açıktır. Mirasbırakan sağlığında bakılmadığı iddiası ile bir dava açmadığına göre davalının bakım borcunu yerine getirdiğinin kabulü zorunludur.Öte yandan, temlike konu ölünceye kadar bakım sözleşmesi ivazlı akit olduğundan tenkise de tabi değildir. davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.‘’ gerekçesiyle bozulmuş, davacılar vekilinin karar düzeltme istemi, Dairenin 24.09.2020 tarihli ve 2020/1992 E., 2020/4474 K. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 20/05/2021 tarihli ve 2020/168 E., 2021/49 K. sayılı kararıyla; Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2005/1054 Esas sayılı vesayet davasında mirasbırakan ile yapılan görüşme sonucu alınan 31.07.2006 tarihli sosyal hizmet uzmanı raporuna göre; mirasbırakanın yalnız yaşadığı sırada kızı … ve çocukları … ve … (eldeki davacılar) tarafından evinin tahrip edildiğini, bu nedenle büyük korku ve üzüntü yaşadığını, benzer davranışların diğer kızı …’nin (eldeki davacı) çocukları tarafından da yapıldığını, bu zamana kadar evli olmalarına karşın çocukları ve torunlarına karşı her türlü sorumluluğunu yerine getirdiğini, şu anda da oğlu Muhammet Lütfi ile yaşadığını ifade ettiği, ölene kadar da davalı ile yaşayan mirasbırakanın temlikteki gerçek amacının mal kaçırma değil, gerçekten bakılmak olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili, mahkemece harçlar kanunu 30. madde gereği noksan harcın tamamlatılmadığını, mirasbırakana saldırı iddiasının soyut olmaktan öte geçmediğini, davalının murisin okuma yazma bilmiyor olması, yaşlı ve bilgisiz oluşundan faydalandığını, muvazaalı olarak dava konusu taşınmazın temlikini sağladığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir (818 s. Borçlar Kanununun (BK) m. 511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614 (BK) m. 514)).

Hemen belirtmek gerekir ki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19 (BK m. 18)). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur.
Mirasbırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
6.2.2. 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesinde, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükümlerine yer verilmiştir.
6.3. Değerlendirme
Kararın (IV/2.) numaralı paragrafında yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 14/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.