Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/13257 E. 2010/15085 K. 02.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13257
KARAR NO : 2010/15085
KARAR TARİHİ : 02.12.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACI VE MÜDAHİL
DAVACILAR : …,…,…
…,…

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi katılan … Yönetimi ile davalı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyalan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 14.07.2006 gün ve 2005/13671-5540 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece verilen süre içerisinde davacı taraf vekilinin keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirmenin dosya kapsamına uygun düşmediği, Daireye gelen ve incelemeye konu olan dosyalardan, davacılar vekilinin çok sayıda parsel hakkında Mart 1290 tarih 9/18 defter varak sayılı, Mart 1290 tarih 9/19 defter varak sayılı ve Mart 1290 tarih 9/20 defter varak sayılı tapu kayıtlarına dayanarak dava açtığı, parsellerin birbirine bitişik olup aynı ada içerisinde yer aldığı, davaların davalısının farklı olmakla beraber davacı ve dayanılan delillerde birlik bulunduğu, delillerin değerlendirilmesinin doğru yapılması, sağlıklı sonuca varılması ve yargılamanın kısa zamanda en az masrafla sonuçlandırılması için bu davaların köy veya … bazında birleştirilmesinde zaruret bulunduğu, mahkemece bu zaruret nazara alınmadan, parsellerin biri hakkında verilen kararın diğerini etkileyeceği düşünülmeden yargılamanın ayrı ayrı yürütülüp sonuçlandırmaya çalışılmasının doğru olmadığı, ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle dosyanın keşfe hazır olması, bunun için de taraflardan arazi başında dinletecekleri tanıkların isimlerini bildirir listelerin alınması, arazi başında dinlenecek yerel bilirkişi adaylarının keşfe gitmeden önce zabıta aracılığıyla isimlerinin belirlenmesi, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilip dosyaya konulması gerekeceği, dosyanın keşfe hazır hale gelmesinden sonra keşifle ilgili olarak alınacak ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi, süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması, tüzüğün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınacağı, bu suretle tayin edilecek müddetin, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat

-2- 2010/13257 – 15085

yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz.” hükmünün bulunduğu, mahkemece, yukarıda açıklanan usuli gereklere tam olarak riayet edilmediği, açıklanan hususlar tam olarak yerine getirilmeden, kesin mehile riayetsizlik nedeniyle keşif deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilemeyeceği, Dosyanın keşfe hazır olmaması ve keşif ara kararının yeterli bulunmaması sebebiyle yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmadığı, hal böyle olunca; davacı tarafın aynı nedene dayalı olarak açtığı tüm davaların en azından köy bazında birleştirilmesi, bu parselleri kenardan çevreleyen, komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgelerön getirtilip dosya ikmal edildikten sonra davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilip, masraf yatırıldığında arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma sırasında Orman Yönetimi taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, tesbitinin iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili iddiasıyla davaya katılmıştır. Yargılama sonunda bu kez yine davacı ve müdahil davacı gerçek kişiler ile Orman Yönetiminin davalarının REDDİNE, katılanlar Hazma … ve …’ın tesbitten sonraki haklara dayandıklarından davalarının görev yönünden REDDİNE, … … köyü 429 sayılı parselin tesbit gibi … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm katılan … Yönetimi tarafından esasa, davalı Gerçek kişi vekili tarafından vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde … serisi olarak, 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22 numaralı orman kadastro komisyonunca 1981 yılında yapılıp 24.07.1981 tarihinde ilan edilerek 24.07.1982 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayılı yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Bozma kararı gereği, eski tarihli memleket haritası, amanejman planı ve … fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği gibi, parselin orman sayılmayan yerlerden olduğuna ilişkin Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.07.1975 gün ve 1975/50-133 sayılı kesinleşmiş tescil hükmünün bulunduğu, gözetilerek Orman Yönetiminin davası ile diğer davaların reddine karar verildiğine, davada haklı çıkan davalı gerçek kişi yararına, davacı gerçek kişiler aleyhine, 3402 Sayılı Yasanın 31/3. maddesi gereğine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifelerine uygun olarak avukatlık ücreti nisbi ücreti geçemeyecek biçimde maktu taktir edildiğine göre, davalı gerçek kişi ile davacı … Yönetiminin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz eden gerçek kişi ve Orman Yönetimine ayrı ayrı yükletilmesine 02/12/2010 günü oybirliği ile karar verildi.