YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4659
KARAR NO : 2011/5566
KARAR TARİHİ : 14.06.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, … sigortalılığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, Kurumun tescil ve sigortalılığını iptal ettiğini belirterek dava konusu işlemin iptalini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının sigortalılığının iptaline ilişkin … işleminin iptali ile davacının 22.03.1985-13.06.2000 tarihleri arasında zorunlu … sigortalı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur’luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
507 sayılı Yasa’nın 2.5.1983 tarihli ve 62 sayılı K.H.K. ve K.H.K’nun aynen kabulüne dair 14.2.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3153 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesine göre ise “Esnaf ve Sanatkar siciline kayıtlı esnaf ve küçük sanatkarlar çalışma bölgesi içindeki derneğe kayıt olmak zorundadır. Kayıt zorunluluğunu 1 ay içinde yerine getirmeyenler sicile kayıt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere doğrudan doğruya kaydedilirler.” Değişik 119. maddeye göre “ mesleki faaliyette bulunabilmeleri ve ilgili derneğe kaydedilmeleri için sicile kayıtları şarttır.” 62 sayılı K.H.K.’nun geçici 2. maddesinde “Esnaf siciline kayıt ilgili yönetmeliklerin yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içinde çıkarılmak zorunda” olduğu bildirilmiş İlgili Yönetmelik ise 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe konmuş ve 1 yıllık geçiş süresi 1.1.1985 tarihinde sona ermiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 8.8.1997 tarihli bildirge üzerine isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edildiği ,bildirgede mesleğinin olmadığının belirtildiği 25.04.2000 günü intikal eden giriş bildirgesi ile Bismil Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın 07.01.1983 tarihinde başlayan üye kaydına dayanarak 22/03/1985 tarihi itibariyle sigortalı olarak tescilinin yapıldığı,bildirgede mesleğinin zahirecilik olarak yazıldığı 126.sayfaya 500 sicil nosu ile kaydedildiği davacının vergi ve sicil kaydının bulunmadığı, davacının 08.08.1997 tarihinden itibaren 10.02.1999 tarihine kadar isteğe bağlı sigortalılıktan prim ödemeleri bulunduğu, 22.3.1985-8.8.2007 tarihleri arasındaki döneme ilişkin primi borçlarını ödeyerek 5.7.2000 tarihinde yaşlılık aylığı talep ettiği … İl Müdürlüğünde yapılan müfettiş incelemesi sonucunda kurum görevlileri ile bazı kişilerin anlaşarak birden çok kişiyi geriye dönük olarak 20.8.1997 tarihinde tasdik edilen oda defterine kaydettirdiği, önceki üye kayıt defterinin bulunmadığı, aidat ödemediği, oda seçimlerinde oy kullanmadığı hazirun cetvellerinin bulunmadığı, davacının 22.3.1985-8.8.1997 tarihleri arasındaki sigortalılığının iptaline karar verildiği, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün ekspertiz raporuna göre 20.08.1997 tasdik tarihli üye kayıt defterinde tahrifat bulunmadığının belirlendiği davacı hakkında dolandırıcılık ve sahte resmi evrak tanzim etmek suçlamasıyla Diyarbakır 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/65 Esas sayılı dosyası ile kamu davasının açıldığı ve halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının 22.03.1985-15.10.1990 tarihleri arasında esnaf sicil kaydı bulunmadığından bu dönemde sigortalılık şartlarını taşımadığı açıktır.
Ancak davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması, davacıyı tescil edip sigortalılığı konusunda umut verdikten sonra davacının sigortalılığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Ne var ki; kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz sigortalılık kaydının davacınında katılımının bulunduğu mavazaalı bir işlem sonucu oluşturulmaması gereklidir.
Davacının kuruma tescilinin 22.3.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa’nın getirdiği değişiklik doğrultusunda 22/03/1985 tarihi itibariyle Bismil Esnaf ve Sanatkar Odası kaydına dayanılarak yapıldığı,ancak davacı hakkında Kuruma tescil edilmek amacıyla sahte belge tanzim ederek Oda defterlerinde tahrifat yaptığı iddiası ile dolandırıcılık ve sahte resmi evrak tanzim etmek suçlarından Diyarbakır 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/65 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığından,ceza davası sonucunda davacının sigortalılık defterinde tahrifat yapılarak sahte belge tanzim edilmesi olayına katılımda bulunduğunun belirlenmesi halinde Oda kaydına hukuken değer verilemeyeceği, bu durumda ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiği anlaşılmakla,Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın kimsenin kendi hilesinden istifade edemeyeceği düşünülmeksizin ceza davasının sonucu beklenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.