YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3272
KARAR NO : 2022/6834
KARAR TARİHİ : 11.10.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.12.2020 tarih ve 2019/59 E- 2020/694 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.02.2021 tarih ve 2021/298 E- 2021/234 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının sınır taburunda görev yaptığı sırada adına haberinin olmadığı olağanüstü hal tazminatının Türkiye Emlak Bankası… Şubesine yatırıldığını, hiçbir tebligat yapılmadığından davacının adına yatırılan paradan haberinin olmadığını, sonrasında yapılan yazışma sonucunda davacı hesabına toplam 12.395.350 TL (Eski TL cinsinden) para yatırıldığının öğrenildiğini, paranın yatırıldığı bankanın tasfiye olmasıyla birlikte tüm işlemlerin davalı bankanın… şubesine teslim edildiğini, yatırılan paranın davacıya ödenmediğini ileri sürerek yatırılan paranın güncel değerinin hesaplanarak şimdilik 4.500,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kısmi dava açılamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davalının devir öncesi Türkiye Emlak Bankası tarafından yapılan işlemler nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını ve Türkiye Emlak Bankasının külli halefi olmadığını, Türkiye Emlak Bankasının tasfiye halinde tüzel kişiliğinin devam ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacı adına yatırılan olağanüstü hal tazminatının akıbetinin belirlenememiş ise de paranın davacıya ödendiğinin ispatlanamadığı, davalının dava konusu toplam 34,03 TL (34.030,320 Eski TL) olağanüstü hal tazminatından sorumlu olduğu, davacı taraf anılan miktarın güncellenmiş değerini talep etmişse de davacı adına yatırılan olağanüstü hal tazminatının 15/07/1994 tarihinde T. Emlak Bankası’ nın… Şubesi’ne gönderilerek burada açılacak vadesiz mevduat hesabına aktarıldığının ve her ne kadar davacıya T. Emlak Bankası A.Ş.’nin verdiği cevap yazısında tarih bulunmasa da cevap yazısında eski TL ibaresinden bahsedildiği, eski TL’nin 31/01/2005 tarihi itibariyle tedavülden kaldırıldığı, davacının davalıya başvurusunun en erken 2005 tarihi olduğu dikkate alındığında davacının hesabın açılmasından uzunca bir süre sonra başvurduğunun anlaşıldığı, davalı bankanın vadesiz hesaba yatan para için hesap sahibine bildirim yükümlülüğünün bulunmadığı, hesap sahibi davacının geç müraacatı nedeniyle oluşan zararından davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 34,03 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; hesap sahibinin geç müracaatı nedeniyle oluşan zararın sorumluluğunun bankaya yüklenemeyeceği, davacının talep edebileceği bedelin adına bankaya yatırılan para miktarı olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 08/02/2016 tarih ve 2015/13181 Esas 2016/1063 Karar sayılı ilamı), bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik de görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.