Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/6800 E. 2022/10659 K. 15.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6800
KARAR NO : 2022/10659
KARAR TARİHİ : 15.09.2022

Mahkemesi : … 33. İş Mahkemesi

Dava, davacının 01/01/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ve aksi Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yurtdışında geçen sürelerinden 3600 günü 3201 sayılı Kanun kapsamında Kuruma borçlandığını, borçlanma bedelinin tamamını ödediğini, 27.04.2012 tarihli dilekçesiyle yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, Kurum tarafindan talebinin 26.06.2014 tarihli yazısı ile davacının ilk sigorta girişinin 11.11.2001 olduğu, tahsis şartlarını taşımadığını beyan ederek reddedildiğini, bunun üzerin davacının yurtdışı sigorta başlangıcının SGK sigorta başlangıcı sayılmasına dair açılan davada … 5. İş Mahkemesi’nin 2014/779 E. sayılı dosyasıyla davacının sigorta başlangıç tarihinin 23.05.1973 olarak tespit edildiğini, kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğini, karar kesinleştiğinde 24.12.2014 tarihli dilekçe ile yeniden aylık tahsisi talebinde bulunulduğunu, 15.09.2015 tarihli dilekçe ekinde Kuruma sunulduğunu, ancak Kurumun önceki aylık talep dilekçesini atlayarak işbu dilekçeyi takip eden ay başından 01.10.2015 tarihinden geçerli aylık bağladığını, bunun üzerine 01.08.2013 tarihinden geçerli aylık bağlanmasına dair tespit davası açılmışsa da … 33. İş Mahkemesi’nin 2018/232 E. sayılı kararı ile davacının yurtdışında çalışması devam ettiğinden, davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu kez 26.12.2019 tarihli dilekçe ile 24.12.2014 tarihli aylık talep dilekçe esas tutularak aylık bağlanması talep edilmişse de kurumun 08.01.2020 tarihli yazısı ile “24.12.2014 tarihli dilekçe ekinde Kurumun standart tahsis talep formu yer almadığından” taleplerinin reddedildiğini, Kurumun işbu ret kararının doğru olmadığını beyanla 24/12/2014 tarihli yaşlık aylığı tahsisi talebini reddeden Kurum işleminin iptaline, davacının 01/01/2015 tarihinden geçerli yaşlılık aylığına müstehak olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile “davacının Kurum’a vermiş olduğu 24.12.2014 tarihli dilekçenin açık bir şekilde aylık bağlanması isteğini içerdiği, bu beyanın göz ardı edilip dilekçenin bilgi isteme başvurusu olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu başvurunun bir tahsis talep başvurusu olduğu, davacı yönünden başvuru tarihi itibariyle tahsis koşullarının da gerçekleştiği, bu nedenle talebi takip eden aybaşı ile ikinci tahsisin yapıldığı 01.10.2015 tarihleri arasında davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının açıkça orta olduğu” özet olarak belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında 3600 gün üzerinden borçlandığı, 27/04/2012 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, davalı Kurum tarafından Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinin 11/11/2001 tarihi olarak kabul edilmesi nedeniyle talebinin reddedildiği, davacının sigorta başlangıç tarihinin tespiti için dava açtığı, … 5. iş Mahkemesinin 2014/779 sayılı esas sayılı dava dosyası kapsamında sigorta başlangıç tarihinin 23/05/1973 tarihi olarak kabul edildiği, Yargıtay denetiminden geçerek kararın kesinleşmesi üzerine davacı vekilinin 24.12.2014 tarihli dilekçesi ile mahkeme kararı doğrultusunda aylık bağlanmasını talep ettiği, Kurum tarafından 26.02.2015 tarihli yazı ile “yaşlılık aylığı yönünden değerlendirilebilmesi için Mahkeme Yargıtay İlamının -aslı gibidir- onaylı bi örneğinin, ayrıca sigortalının yaşlılık aylığı şartlarının Yargıtay İlamına göre değerlendirilebilmesi için güncel hizmet cetvelinin, doldurulup imzalanacak ekte sunulu tahhütname ve tahsis belgesinin Kurumlarına verilmesi gerektiği” nin bildirildiği, bunun üzerine davacı vekili tarafından 15.09.2015 tarihinde ikinci tahsis talebinde bulunulması üzerine davacıya 01.10.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, eldeki davanın ise 24.12.2014 tarihli tahsis talebini takip eden aybaşı ile ikinci tahsisin yapıldığı 15.09.2015 tarihleri arasında davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemli olarak açıldığı anlaşılmaktadır .
Somut olayda; davacı vekilinin davalı Kuruma vermiş olduğu 24.12.2014 tarihli dilekçe, açıkça aylık bağlanması isteğini içerdiğinden, davacı tarafça eksik olan form doldurma işleminin de daha sonraki bir tarihte karşılanmış olması nedeniyle tahsis talep tarihinin dilekçe tarihi olarak değerlendirilmesi gerekirken bu beyanın göz ardı edilip dilekçenin bilgi isteme başvurusu olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, davacının 24.12.2014 tarihli talebini takip eden aybaşı olan 01.01.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi gerekir iken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde kurulan hüküm hatalı olmuştur.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının, HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.