Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10654 E. 2010/11424 K. 23.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10654
KARAR NO : 2010/11424
KARAR TARİHİ : 23.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 29.10.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 5,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminat fazla takdir edildiği gibi maddi tazminatın kısmen reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti verilmediği anlaşılmaktadır.
Davacının iş kazası sonucu % 5,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının %30, davalı işverenin ise % 70 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 6.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 15.000,00-TL’sine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Öte yandan maddi tazminatın kısmen reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti takdir edilmemesi de hatalıdır. He ne kadar maddi tazminatın reddinin katsayı değişiklikleri sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerindeki artışlardan kaynaklandığı durumlarda davacının dava açarken bu hususu bilebilmesi mümkün bulunmadığından, maddi tazminatın reddolunan bölümü üzerinden davalı yararına avukatlık ücreti verilemeyeceği Dairemizin yerleşmiş uygulamalarından ise de, somut olayda maddi tazminatın reddinin dava açılırken de belli olan geçici işgöremezlik ödeneğinin indirilmesinden kaynaklanmasına göre, maddi tazminatın kısmen reddi nedeniyle davalı yararına avukatlık ücreti verilmemesi hatalı olmuştur
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1-Davacının davasının kısmen kabulü ve kısmen reddi ile 9.102,60-TL maddi tazminat ile takdiren 6.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 15.102,60-TL tazminatın olay tarihi olan 29.10.2004 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi ve manevi tazminat talebinin reddine,
2-Alınması gereken 815,54-TL ilam harcından peşin alınan 401,80-TL’nin indirimi ile kalan 413,74-TL ilam harcının davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından başvurma ve peşin harç olmak üzere yatırılan toplam 413,00-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Reddedilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan toplam 482,24-TL yargılama giderinden takdiren 245,00-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan toplam 48,00-TL yargılama giderinden takdiren 24,00-TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın taraflar üzerinde bırakılmasına,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden 1.092,31-TL, manevi tazminat miktarı üzerinden 720,00-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalı yararına reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden 575,00-TL, manevi tazminat miktarı üzerinden 575,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 23.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.