YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12237
KARAR NO : 2010/11686
KARAR TARİHİ : 29.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacıda iş kazası sonucu oluşan beden gücü kaybı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan davacı, olay günü davalıya ait işyerinde iplik sarım işçisi olarak gece vardiyasında çalışmakta iken sabah 06.00 sularında işyerine açılan sürgülü kapıdan düşmesi sonunda iş kazası sonucu yaralanmıştır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.İşverenin olaya ilişkin sorumluluğunun tesbiti ise yönteme uygun olarak alınacak kusur raporu ile belirlenir. Hükme esas alınan kusur raporunda davacının 26.03.2002.tarihli ilk ifade tutanagında ki ifadesinden intihara teşebbüs ettiği kanaati oluştuğundan %80 oranın da ,işverenin ise %20 oranın da kusurlu olduğu belirtilmiş ise de bu raporun hükme esas alınacak nitelikte olmadığı açıktır.
Bu tür davalarda bilirkişilerin İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptamaları gerektiği açıktır.Gerçekten,davacının olay günü intihara teşbbüs ettiğine dair kusur raporuna dayanak yapılan 26.03.2002 tarihli Jandarma hastane tutanağındaki davacı imzasının davacıya ait olmadığı Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince yapılan imza incelemesi ile doğrulanmış olup sadece bu beyana dayalı olarak olayın niteliğinin değerlendirilmesinin yapılması doğru olmadığı gibi olaydan çok uzun zaman sonra yapılan keşifte de işyerinin olay anındaki koşulları taşımadığı, işyerine açılan bu kapının duvarla örülerek kapatıldığı görülmüştür.Bu halde işyerinin olay tarihindeki havalandırma pencerelerinin beyanlarda geçtiği gibi boya imal bölümüne açıldığı kabul edildiğinde ise davacının ters tarafta kalan ve koruyucusunun işverence sağlanmadığı da sabit olan sürgülü kapıdan temiz hava gelmesi için açmaya çalıştığının da olayda değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde ve olayın oluşumunda ki tüm etkenler ayrıntılı şekilde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önün de tutulmaksızın ve özellikle inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77.maddenin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporunu hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.