Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/5852 E. 2010/9503 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5852
KARAR NO : 2010/9503
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Mahallesi … mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, krokide (B)=690,34 m2 bölümünün davacı … adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde davat tarihinden önce 01.03.1977 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 16.08.1966 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucu, hükme dayanak yapılan orman ve … bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, yörede 1976 yılında 1744 Sayılı Yasaya göre yapılan orman sınırlandırmasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin orman sınırları dışında bırakıldığı, memleket haritasında çalılık rumuzlu yeşil alanda kaldığı, eğiminin yüksek olduğu, 1976 yılında yapılan arazi kadastrosunda devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık, köklü … ve çalılıkların zilyetlikle kazanılması mümkün olmayan yerlerden olması nedeniyle Tapulama Yasanın 2. maddesi gereğince tapulama harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazın keşif sırasında çekilen fotoğraflarının incelenmesinde ise üzerinde köklü kayalıklar ve maki türleri bulunduğu, genel görünüm itibarıyla taşlık ve … olup zilyetlikle kazanılamayacak yer görünümünde olduğu anlaşılmaktadır. Hükme dayanak yapılan jeolog ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın öncesinin keletelik arazi olduğu, keşifteki bulgu ve incelemelere taşınmazın genel görünümü
itibarıyla taşlık ve … olduğu, toprağın kayalıklar arasında cepler halinde bulunduğu, taşınmazın üzerinde belirgin bir imar ve ihya çalışmasının yapılmadığı ve doğal hali ile bulunduğu, içindeki taşlık ve … alanların temizlenmediği, dar kelete alanlarından açığa çıkan … parçalarının bir kısmının kenarlara atılması ve üzerinde bulunan delice ve harnup ağaçlarının aşılandığı açıklanmıştır. Bu tür yerlerde 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi anlamında imar ve ihyanın tamamlandığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Davacı adına tescile karar verilen ve temyize konu taşınmazın, dava tarihine kadar 20 yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanılmadığı ve taşlık, … ve makilik bölümlerinin taşınmazın büyük bölümü içinde dağınık halde bulunduğu M.Y.’nın 715/2. ve 3402 Sayılı Yasanın 16/C maddeleri gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında … olup, tescil ve sınırlandırmaya ve hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlar hakkında imar ihyasının dahi tamamlanmadığı düşünülerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken … şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 05/07/2010 günü oybirliği ile karar verildi.