Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5176 E. 2011/6314 K. 14.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5176
KARAR NO : 2011/6314
KARAR TARİHİ : 14.07.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 03.01.2005-02.07.2007 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve özellikle davalı … Güvenlik Kurumu vekilinin vekaletnamesinde temyizden feragate ilişkin yetki bulunmadığı gibi, Kurumun Başkanlığı’ndan bu hususta usulüne uygun bir “olur” alındığına ilişkin belge de sunulmamasına göre, davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının temyizine gelince;
Davacı, davalı şirkete ait işyerinde 103.01.2005-02.07.2007 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını ileri sürerek SGK’na eksik bildirilen çalışmalarının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Somut olayda; davacının davalı işyerinde 01.01.2005-04.01.2005; 01.02.2005-01.04.2005; 15.12.2005-01.03.2006 ve 16.02.2007-02.07.2007 tarihleri arasındaki çalışmaları kesintili olarak bildirilmiş, davacının hizmet cetvelinde başka bir işyerinden bildirilen çalışmasının olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece davacının çalışmalarının kesintili olduğuna karine teşkil eden, davalıya ait işyerinden verilmiş davacının imzasını içeren 3 tane işe giriş bildirgesi bulunmasına rağmen davacının bu bildirgelerdeki imzasını inkar etmediği belirtilmiş ise de, bu bildirgeler dosyada mevcut değildir. Dosyada mevcut olmayan bildirgelerdeki imzasına ise, davacının itiraz etmesinin mümkün olmadığı tartışmasızdır. Öte yandan davalıya ait işyerinde araçla ekmek dağıtımı yaparken geçirdiği trafik iş kazası nedeniyle taksirle ölüme sebebiyet vermek suçundan 12.03.2007-05.06.2007 tarihleri arasında tutuklu kaldığı sürenin işveren tarafından SGK’na sigortalı hizmet olarak bildirilmesi de, davacının bundan önce işyerinde aralıksız çalışmadığına karine teşkil etmez. Ayrıca davalı işverenin cevap dilekçesindeki, davacının her yıl 11.,12.,1.,2.aylarda çalıştığı, 3. ve 4. aylardan sonra çalışması ne kadar istense de çalışmadığı yönündeki beyanı ile davacıya ait hizmet cetvelinde 16.02.2007-02.07.2007 tarihleri arasındaki hizmet bildirimi çelişmektedir. Yine davacının hizmet cetvelindeki 15.12.2005-01.03.2005 ve 16.02.2007-02.07.2007 tarihleri arasındaki hizmet bildirimi ile, kısmi bordro tanığı Yaşar …’ın, davacının 2006 yılının 10. ,11.aylarında işe girip 8-9 ay çalıştığını beyan eden anlatımı da çelişmektedir.Bordro tanığı Tuncer Aylar ise halen bu işyerinde çalışmakta olup beyanı tarafsız olmaktan uzaktır. Davacının aralıksız çalıştığını beyan eden…’ın davalıya ait işyerinde 10.02.1996-15.11.1996 tarihleri arasındaki çalışmaları SGK’na bildirilmiş ve bu tanığın SGK’daki sicil dosyasından anlaşıldığı üzere neredeyse sürekli benzer işi yapan ekmek fabrikalarında çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacının aralıksız çalıştığını beyan eden diğer davacı tanıklarının ise kayıtları getirtilmemiştir.
Yapılacak iş; yukarıda belirtilen, somut olaydaki veriler ışığında davacının kendisi ile aynı dönemde birlikte çalışan ve SGK. dönem bordrolarında kayıtlı diğer kişilerin ve gerektiğinde zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde çalışma tarihinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, işyerindeki ve davalılara ait işyerlerinde gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra vsonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.