YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/895
KARAR NO : 2011/918
KARAR TARİHİ : 10.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının iş kazası sonucu uğradığı maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Tazminatın belirlenmesinde; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, işgörebilirlik çağı, işgöremezlik ve karşılıklı kusur oranları Sosyal Sigortalar tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır. Diğer yandan tazminat miktarı; işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluştuğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla, işçinin günlük net geliri tesbit edilerek bilinen dönemdeki kazancı mevcut veriler nazara alınarak ıskontolama ve artırma işlemi yapılmadan hesaplanacağı, bilinmeyen dönemdeki kazancının ise; yıllık olarak % 10 artırılıp % 10 ıskontoya tabi tutulacağı, 60 yaşına kadar ( aktif) dönemde, 60 yaşından sonrada bakiye ömrüne kadar ( pasif) dönemde elde edeceği kazançların ortalama yöntemine başvurulmadan her yıl için ayrı ayrı hesaplanacağı Yargıtay’ın oturmuş yerleşmiş görüşlerindendir.
Kuşkusuz, açıklanan zarar ve tazminat hesaplanması yönteminde, işçinin yaşlılık aylığı alması veya işçinin yaşı ve işçide oluşan meslekte kazanma gücü kayıp oranına göre ileride çalışıp yaşlılık aylığına hak kazanması üstün olasılık içinde bulunması durumunda da zarar hesabında pasif dönemin hesaba dahil edilmesi gerekir. Malul kalan işçinin aynı işinde çalışmaya devam etse dahi diğer işçilerden daha fazla çaba harcayacağı asıldır. 60 yaşından sonra elde edeceği yaşlılık aylığını da diğer işçilerden daha fazla çaba harcayarak elde edeceğinden yaşlılık aylığını aldığı dönemde de devam edecek olan maluliyeti nedeniyle zarara uğramadığının kabulü isabetsiz olur. Kaldı ki sigortalıya bağlanan yaşlılık aylığında meslek hastalığı ve iş kazası kolundan alınan primlerin hiçbir etkisi bulunmamakta olup tamamen uzun vadede ki sigorta kollarından ödenen primler sonucu aylık bağlanmaktadır. Bu nedenlerle pasif döneminde zarar hesabına dahil edilmesi gerekir.
Cismani zararlarda kural olarak zarar olay tarihinde gerçekleşmiş olduğundan zararın hesaplanmasına olay tarihinden ve olay tarihindeki değer üzerinden başlanmalıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 29.05.2003 tarihinde iş kazası geçirdiği, olayda işverenin %70,davacının %30 oranında kusurlu olduğu, olay nedeniyle davacının %14.3 sürekli iş göremez duruma geldiği ,mahkemece aldırılan 19.01.2009 tarihli hesap raporunda davacının 22.754.76 TL geçici işgöremezlik ödeneği düşüldükten sonra maddi zararının bulunduğunun tespit edildiği ,maddi zarar hesabında dikkate alınan ücret miktarına tarafların itirazının bulunmadığı,pasif dönemin maddi zarar hesabına katılarak bu dönemde ücretin asgari ücret olduğu kabul edilerek hesap yapıldığı, Kurumca bağlanan peşin sermaye değerinin 13.540.33 TL olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, Mahkemece aldırılan 19.01.2009 tarihli hesap raporunda tesbit edilen 22.754.76 TL maddi zarardan, Kurumca karşılanan 13.540.33 TL peşin sermaye değeri düşüldükten sonra davacının 9.214.43 TL maddi zararının bulunduğu ortada iken , davacının 9.214.43 TL maddi zararının Sosyal Güvenlik Kurumunca bağlanan gelirle karşılandığından bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacının maddi zararının tespiti için hüküm tarihine en yakın verileri dikkate alarak yeniden hesap raporu almak, yine hüküm tarihine en yakın peşin sermaye değerini Kurumdan sormak ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine , 10.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.