YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/808
KARAR NO : 2011/833
KARAR TARİHİ : 08.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, esnaf … sigortalılığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 1479 sayılı Yasa’ya göre davacının esnaf … sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece HUMK’un 409/5. maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanun’un 7. maddesine göre İş Mahkemelerinde uygulanan şifahi yargılama usulünü düzenleyen HUMK’un 473 vd. maddelerine göre davetiyeler asliye yargılamasının tabi olduğu kurallara göre tebliğ edildiği gibi bu Kanunun ikinci babında (m.178-426) yazılı kurallar ayrıca açıklık olmayan hallerde şifahi yargılama usulünde de geçerlidir.
HUMK’un 73, 213 ve 377. maddelerine göre ayrık haller dışında hakim davanın taraflarını yöntemince davet etmeden yargılama yapamaz ve hüküm kuramaz. HUMK.’un 409/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılması kararı verilebilmesi için HUMK.’un 409/1 maddesinde açıklandığı üzere oturuma çağrılmış taraflara oturum gün ve saatini bildirir davetiyenin Tebligat Yasası hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmiş olmalarına rağmen gelmemeleri veya gelen tarafın davayı takip etmeyeceğini bildirmesi sonucu dosyanın işlemden kaldırılması gerekir. Oturumdan habersiz bulunan davacının yokluğunda dosyanın işlemden kaldırılması ve sonucunda davanın açılmamış sayılması usul ve yasaya aykırıdır. Bunun yanında mazereti nedeniyle duruşmaya katılmayan tarafa yeni duruşma gününün yöntemince tebliği zorunlu olduğu gibi taraflara yeni duruşma gününü kalemden öğrenmeleri yönünde yükümlülük yüklenemeyeceği gibi tarafların bu yöndeki kabullerine de hukuki değer verilemez.
Somut olayda, davacı vekilinin 12.05.2009 günlü duruşmaya mazereti nedeniyle katılmadığı, mahkemenin davacının mazeretinin kabulüne karar vererek duruşma gününün tebliğine karar verdiği, 15.07.2009 günlü duruşmada davacı vekilinin mazeret dilekçesine pul eklemediği halde yanlışlıkla duruşma gününün tebliğine karar verildiği belirtilerek üstü kapalı olarak önceki ara karardan dönülerek davacı vekilinin duruşma gününden haberdar olduğu halde hazır olmadığı kabul edilerek HUMK.’un 409/1 maddesi gereğince dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, HUMK.’un 409/5. maddesine göre işlemden kaldırma tarihinden itibaren 3 ay içerisinde davanın yenilenmediği gerekçesiyle açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin 12.05.2009 günlü duruşmaya mazereti nedeniyle katılmaması üzerine mahkemenin mazereti kabul ederek yeni duruşma gününün davacı vekiline tebliğine karar verdiği halde 15.07.2009 günlü duruşmada davacı vekilinin yokluğunda bu ara karardan dönerek oturumdan habersiz bulunan davacı vekilinin duruşmadan haberdar olduğu halde oturuma katılmadığı gerekçesiyle yokluğunda dosyanın işlemden kaldırılması ve sonucunda davanın açılmamış sayılması usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.