YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14265
KARAR NO : 2011/3209
KARAR TARİHİ : 07.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, borçlandırılma tarihi ile ilgili … tarafından yapılan maddi hatanın tespit ve düzeltilmesiyle, düzeltilen haliyle maaş bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, yurtdışında ev kadını olarak geçen hizmetlerini …’a 3201 sayılı Yasaya göre borçlandığını, Kurumun borçlanma süresini 30.10.1979-04.11.1987 tarihleri arasındaki süre olarak kabul ettiğini, oysa, hizmet süresinin Türkiye’de sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilen 01.04.1999 tarihinden geriye doğru götürülerek 01.08.1990-31.03.1999 tarihleri arasındaki dönem olarak belirlenmesi gerektiğini, prime esas kazançlarının düşük alınması nedeniyle aylığının emsallerine göre düşük hesaplandığını ileri sürerek, Kurum işleminin düzeltilmesini, düzeltilen hali ile aylığının bağlanmasını istemiştir.
Davalı Kurum, davacının istediği biçimde hesap yapılması halinde de aylıklarında bir değişikliğin söz konusu olmayacağını savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulüne, davacının 16.03.1991-30.03.1999 tarihleri arasında ev kadını olarak borçlandığı kabul edilmek suretiyle, 01.12.2006 tarihi itibarıyla 1990-1999 yılları prime esas kazançlar toplamı esas alınarak hesaplanacak yaşlılık aylığının ödenmesi gerektiğinin tesbitine karar verilmiş ise de bu hüküm uyuşmazlığı sonuçlandıracak nitelikte değildir.
Davalı Kurum, davacının iddia ettiği şekilde hesap yapılması halinde dahi aylıklarında bir değişiklik olmayacağını savunduğuna göre, uyuşmazlık, aylığın hesaplanmasında toplanmaktadır.
Mahkemenin, davacının aylığını hesabına ilişkin bilirkişi raporu alarak, davacının aylığını hiçbir tereddüde yol açmayacak şekilde belirlemesi ve sonucuna göre hüküm kurması gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde sonuca gitmesi HUMK.’nun 388 ve 389. maddelerine aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.04.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.