YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12245
KARAR NO : 2011/5278
KARAR TARİHİ : 07.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
Davacılar, iş kazası sonucu maluliyetten doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 72.000.00TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan … İnş.San.Tic. A.Ş’den alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılardan … İnş. San. Tic. A.Ş. vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.06.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan … İnş.San. Tic. A.Ş. vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Davalılardan Kurum adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 19.12.2006 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu % 67 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararları ile eş ve çocuklarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalılardan SGK Başkanlığına yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, maddi ve manevi tazminat istemlerinin ise kısmen reddi ile davalı … İnş. Mad. San. Ve Tic. AŞ’den tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı … İnş. Mad. San. Ve Tic. AŞ vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı işverene ait olup işyeri işçilerinden … idaresindeki araçla iş yerine dönerken, üçüncü kişi dava dışı …’ın sevk ve idaresindeki araçla davacının içinde bulunduğu araca çarpıp kontrolden çıkararak iş yerinin duvarına çarpması ile sonuçlanan kazada davacının yaralandığı, Mahkemece herhangi bir kusur incelmesine gidilmeden, araç sahibi-işleten ve istihdam eden olarak davalının kusursuz sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, kusur dağılımına ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmadığı halde, hakimin kendiliğinden kusur dağılımına gidip gidemeyeceği ve zararın üçüncü kişinin tam kusurlu eylemi sonucu ortaya çıktığı durumlarda, davalı işverenin araç sahibi-işleten ve istihdam eden olarak kusuru bulunmasa bile bu zarardan sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
HUMK’nın 275. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerektiği kuşkusuzdur.
Dava konusu olan olay nedeniyle tarafların kusur durumlarının belirlenmesinin özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konuya ilişkin olduğu açıktır. Hal böyle olunca da hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan teknik ve mesleki incelemeyi gerektiren konu hakkında HUMK.nun 275. maddesi uyarınca: İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde, konusunda uzman bilirkişinin oy ve görüşünün alınması suretiyle sonuca gidilmek gerekirken, böyle bir inceleme yaptırılmaksızın davalının kusursuz sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmek suretiyle karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan davalının araç sahibi-işleten ve istihdam eden olarak kusursuz sorumluluğunun bulunmasının her zaman tazminattan sorumlu tutulması anlamına gelmeyeceği de açıktır. Gerçekten 27.3.1957 Gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere istihdam edenin sorumluluğu için kendisinin veya çalıştırdığı kişinin kusuru koşul değildir. Buradaki sorumluluk “özen ve gözetim ödevinin” objektif olarak yerine getirilmemesinden kaynaklanan “kusura” dayanmayan bir sorumluluktur. Zararın hizmet sırasında çalıştırılanın eylemi sonucunda meydana gelmesi yeterlidir. Ne var ki istihdam edenin sorumluluğu için, istihdam edenle istihdam olunan arasında çalıştırma ve bağımlılık ilişkisinin bulunması, zararın hizmetin ifası sırasında ve hizmetle ilgili olarak oluşması, eylemin hukuka aykırı olması ve eylem ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekir. Başka bir anlatımla kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp, eylemle zarar arasındaki uygun neden-sonuç bağının işçinin ya da üçüncü kişinin tam kusuru ile kesilmemiş olması da zorunludur. 2918 sayılı Yasanın 86. Maddesindeki düzenleme de aynı doğrultudadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle kusur dağılımının bilirkişi aracığıyla belirlenmeden, davalının kusursuz sorumluluğunun olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan … İnş. Mad. San. Ve Tic. AŞ’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalılardan … İnş Mad.San.Tic.Aş’ne iadesine,davalı yararına takdir edilen 825.00TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine,
07.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.