Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/10559 E. 2013/16692 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10559
KARAR NO : 2013/16692
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum tarafından tanzim edilen 18/01/2010 tarih ve 23 sıra nolu tutanağın ve bu tutanağa bağlı olarak düzenlenen raporun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, kurum elemanları tarafından tanzim edilen 18.01.2010 tarih ve 23 sıra no.lu tutanağın ve bu tutanağa bağlı olarak düzenlenen 08.02.2010 tarih 60 sayılı raporun iptali istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne, Kurum elemanlarınca düzenlenen 18.01.2010 tarih 23 sıra no.lu tutanak ile bu tutanağa bağlı olarak düzenlenen 08.02.2010 tarih 60 sayılı raporun ve buna dayanılarak yapılan kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Kurumun Alo 170 hattına davacının sigortasız işçi çalıştırdığının ihbar edildiği, bunun üzerine yapılan denetim sonucu düzenlenen 18/01/2010 tarihli tutanakta, …’in 24/06/2009 tarihinde ve …’ın 15/01/2008 tarihinde işe başladıklarının ve tutanağı imzaladıklarının, işyerinde yapılan fiili denetimde … ve … adlı kişilerin çalıştığının görüldüğünün, işyerinde asılı bulunan 2009/12. aya ait sigortalı hizmet belgesinde adı geçen … adlı kişinin işyerinde olmadığının izinli olduğunun ve davacının kızı olduğunun davacı tarafından bildirildiğinin, işyeri sahibinin ifadesinde işçilerin günde 8 saat asgari ücret üzerinden çalıştıklarını ve çalışanların beyan ettikleri işe giriş tarihlerinin ve ücretlerinin doğru olduğunu beyan ettiğinin, davacının tutanağı imzalamaktan imtina ettiğinin bildirildiği, 08.02.2010 tarih 60 sayılı Raporun sonuç bölümünde; …’in 24/06/2009 tarihi itibariyle ve …’ın 01/12/2009 tarihi itibariyle asgari ücret üzerinden çalışmaya başladıklarının tespit edildiğinin, sigortasız çalıştırıldıkları için idari para cezası uygulanması gerektiğinin, işverenden prim belgelerinin istenmesi gerektiğinin, verilmemesi halinde resen düzenlenmesi gerektiğinin bildirildiği, Kurumun 10/04/2013 tarihli yazısında 1045442 sicil numaralı davacı işyeri ile ilgili 08/02/2010 tarih ve 60 sayılı rapora istinaden … adına 2009/6-12. dönemleri için 12/02/2010 tarihli yazı ile aylık prim hizmet belgesinin tebliğ edildiğinin, resen yapılan işlemler sonucu prim tahakkukunun oluştuğunun, …’ın 2009/12. dönem bordrosunun işveren tarafından yasal süresinde internet ortamında verildiğinden sadece işe giriş bildirgesinin yasal süresinde verilmemesi nedeniyle idari para cezasının uygulandığının bildirildiği, davacı idari para cezasına 15/02/2011 tarihinde itiraz ettiği, davacının itirazının 18/03/2011 tarihli Komisyon kararı ile reddedildiği, red kararının davacıya 24/03/2011 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık kurum elemanları tarafından tanzim edilen 18.01.2010 tarih ve 23 sıra no.lu tutanağın ve bu tutanağa bağlı olarak düzenlenen 08.02.2010 tarih 60 sayılı raporun iptal edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 102/4. maddesinde “İdari para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir.” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 86/6. madde hükmüne göre “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.”
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde Kurum elemanlarınca düzenlenmiş denetim tutanağının iptalinin istenemeyeceği, denetim tutanağına göre yapılan işlemlerin iptalinin istenebileceği anlaşılmaktadır. Denetim tutanağı sonrasında düzenlenen idari para cezasının iptali için 5510 sayılı Yasanın 102/4. maddesine göre İdare Mahkemesinde ve yine denetim tutanağı sonrasında düzenlenen prim tahakkuku işlemine karşı da aynı Yasanın 86/6. maddesine göre İş Mahkemesinde dava açılabilir. Müfettiş tutanağının iptali davasının açılması olanaklı değildir.

Ayrıca, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü bulunmaktadır.
Bu madde gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olup ancak eşdeğer yazılı belgelerle aksi ispat edilebilir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere Kontrol Memuru Raporunun aksi de ispat edilememiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; davanın reddi gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.