YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/532
KARAR NO : 2011/893
KARAR TARİHİ : 10.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi davacı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminat istemi SGK tarafından bağlanan gelirle karşılandığından reddine, davacının sürekli iş göremezlik oranının %10,3 olduğu kabul edilerek manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 04.01.2002 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle Kurumca sürekli iş göremezlik oranının %10,3 olarak belirlendiği,davacının itirazı üzerine sürekli iş göremezlik oranının tespiti için davacıya dava açmak üzere süre verildiği, davacının açtığı sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasında Ordu İş Mahkemesinin 15.05.2008 tarih, 2005/192 Esas ve 2008/286 Karar sayılı kararı ile sürekli iş göremezlik oranının % 30 olduğunun tespitine karar verildiği ve kararın 23.06.2009 tarihinde Dairemizce onanarak kesinleştiği, davalı Kurumca davacıya 04.01.2002-04.02.2003 tarihleri arasında geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği, 05.02.2003 tarihinde %10.3 oranı esas alınarak sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, daha sonra oranın %30 olduğuna ilişkin tespit kararı veren mahkeme karar tarihini takip eden aybaşı olan 01.06.2008 tarihinden itibaren %30 oranı üzerinden gelir bağlandığı olayda davacının %10, davalı işverenin %90 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının kesinleşen dosyadaki %30 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken %10,3 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden manevi tazminata karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Öte yandan B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) .
Kabule göre de %10.3 sürekli iş göremezlik oranı esas alındığında da yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı az olduğu gibi davacının maddi zararı Kurum tarafından karşılandığından ve maddi tazminat talebi, davacı tarafından önceden bilinmesi mümkün olmayan katsayı artışları sonucu sigorta tahsisleri peşin sermaye değerinin zararı karşılaması nedeniyle red olunduğundan davalı yararına avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken maddi tazminatın reddi nedeniyle davalı yararına yazılı şekilde avukatlık ücretine hükmolunması doğru değildir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.