Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/2837 E. 2022/6944 K. 12.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2837
KARAR NO : 2022/6944
KARAR TARİHİ : 12.10.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28.05.2018 tarih ve 2017/177 E- 2018/207 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 25.12.2020 tarih ve 2019/814 E- 2020/1204 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 1984 yılında dondurma sektörüne giriş yapan ve bu sektörün önde gelen şirketlerinden olan müvekkili şirket adına tescilli 2007/44925 sayılı “kayfe” ibareli markanın bulunduğunu, davalı şirketin ise 2016/14760 sayılı “kaave+şekil” ibareli marka başvurusuna, müvekkilince yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu ve ortalama tüketicilerce markaların karıştırılacağını, markaların ilişkilendirilmesinin kaçınılmaz bulunduğunu, markalar arasında var olan yüksek benzerliğin yanı sıra dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, Türk Patent YİDK’nın 13.03.2017 tarihli ve 2017/M-1556 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunmadığını, markaların aynı veya aynı tür mal ve hizmetler için kullanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunmalar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının “kaave+şekil” ibareli başvurusu ile davacının “KAYFE” ibareli tescilli markası arasında dava konusu başvurunun kapsamında bulunan 30. sınıfta yer alan tüm mallar yönünden görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 13.03.2017 tarihli ve 2017/M-1556 sayılı Türk Patent YİDK kararının, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. sınıftaki tüm mallar yönünden iptaline, dava konusu marka tescil edildiğinden 30. sınıftaki tüm mallar yönünden hükümsüzlüğüne, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, tüm taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; dava konusu başvurunun, standart karakterle ve küçük harflerle yazılmış “kaave” ibaresinden oluştuğu, başvuruyu oluşturan “kaave” ibaresinde yer alan “v” harfinin, kahve fincanı şeklinde düzenlendiği, davacının itirazına mesnet markanın ise büyük harflerle ve yine standart karakterle yazılan “KAYFE” ibareli olduğu, özellikle başvuruda yer verilen şekil unsuru da gözetildiğinde, her iki markanın da “KAHVE” kelimesinden esinlenerek oluşturulduğu, ancak taraf markalarının ortak olarak kapsadığı yiyecek ve içecek maddeleri yönünden kahve ibaresinin düşük ayırt ediciliğe sahip olduğu ve gerek tertip tarzları gerekse de bir bütün olarak ürünlerin ortalama tüketicisi üzerinde bıraktıkları intiba dikkate alındığında, marka işaretleri arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla her ne kadar taraf markaları kapsamında yer alan 30.sınıftaki mallar arasında benzerlik bulunmakta ise de marka işaretleri arasında yukarıda belirtilen nedenlerle iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerlik olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak ve yeninde hüküm kurularak, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 12/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.