YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8593
KARAR NO : 2010/11963
KARAR TARİHİ : 07.10.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 2009/4816- 4818 sayılı 29.06.2009 günlü bozma kararında özetle: “Mahkemece, davalı tarafın dayanağı tapu kaydının gayrisabit sınırlı olduğu, tapu kaydı miktar fazlasının öncesinde orman olduğunun kabulü gerektiği ve orman tahdidinin kesinleştiği tarih ile tespit günü arasında zilyetlikle mülk edinme süresinin dolmamış olması nedeniyle kayıt miktar fazlasının kazanılamayacağı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dayanak tapu kaydı miktar fazlasının kazanılıp kazanılamayacağı hususundadır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman tahdidi 13.08.1991 tarihinde kesinleşmiştir. Tespitin ve davalının dayanağı olan üç dönüm yüzölçümündeki tapu kaydı 1934 yılında iskanen oluşmuş ve tapu kaydının üç sınırında “zeytinlik” ve bir sınırında “… ” okumakta olup, sınırlarda “orman” okunmamaktadır. Bu durumda tapunun tesis tarihinde çekişmeli taşınmazın sınırında orman olmadığı anlaşılmaktadır. Uzman ziraatçı bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümü üzerindeki zeytin ağaçlarının 100 yaş ortalamasında olduğu ve gençleştirme sonucu 20 yaşında gözüktüğü bildirildiği gibi, keşifte dinlenen 1932 ve 1936 doğumlu mahalli bilirkişi ve 1935 doğumlu davalı tanığının beyanlarına göre de davalı lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Tespit ve davalı dayanağı tapu kaydı hudutları “zeytinlik” okuyup, orman okumadığına ve çekişmeli taşınmazın orman olmadığı fen, zirai ve ormancı bilirkişi raporları ile belirlendiğine göre davalının zilyetliğinin başlangıcının orman tahdidinin kesinleştiği tarih değil, tapu kaydı tarihi olan 1934 tarihi olarak kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle tapu kaydı miktar fazlası orman tahdit tarihine kadar orman sayılan yer kabul edilemez. Hal böyle olunca davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra Hazinenin davasının reddine ve dava konusu Zeytinbağı Beldesi 140 ada 521 nolu parselin yeniden tespit gibi aynı vasıfla davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava kadastro tespitine itiraz davasıdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1991 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 07/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.