YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8397
KARAR NO : 2022/5944
KARAR TARİHİ : 15.09.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.05.2018 tarih ve 2014/1262 E- 2018/452 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.11.2020 tarih ve 2018/1984 E- 2020/1172 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.09.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 19.09.2010 tarihinden beri müvekkili şirketin davalı şirketlerin akaryakıt, LPG gaz satışı konusunda bayiliğini yaptığını, davalıların nakliye masrafları ve maliyetlerini olduğundan fazla hesaplayarak… maliyetine dahil ettiklerini, kâr marjının davalı şirketler tarafından sözleşme ve maddi gerçeğe aykırı olarak uygulanması neticesinde müvekkili şirketin maddi zararının ortaya çıktığını, müvekkili şirketin serbest piyasa rekabet gücünün olumsuz etkilendiğini, kâr payının paylaşımında kâr marjının hesaplanmasının nasıl yapılacağının davalılardan …A.Ş. ile yapılan bayilik sözleşmesinin eki olan protokolün 6/g maddesinde açıkça belirlendiğini, kâr marjının hesaplanmasında nakliye giderlerinin fazla hesaplanması sonucunda kâr marjı müvekkili aleyhine düşürülmek suretiyle müvekkilinin zarara uğratıldığını iddia ederek kâr paylaşımı marjına uyulmamasından, yanlış ve gerçeğe aykırı hesaplamadan kaynaklanan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL asıl alacağın tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafın davaya konu taleplerinin müvekkili …A.Ş.’ne yöneltilemeyeceğini, davacının davasının 54.322,00 TL+KDV tutarındaki kısmında hukuki yararı bulunmadığından davanın bu kısmının öncelikle hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, bir an için davacının müvekkili tarafından kabul edilen 54.322,00 TL+KDV yönünden dava açmakta hukuki yararı olduğu kabul edilirse, bu sefer davaya cevap süresi içerisinde bu tutar yönünden davacının alacak iddiası kabul edilmiş olduğundan, bu tutar yönünden hükmedilecek yargılama giderinin ½ oranında belirlenmesi gerektiğini, davacının müvekkili tarafından kabul edilen 54.322,00 TL + KDV’yi aşan tutara ilişkin alacak iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili Akpet Gaz A.Ş. tarafından düzenlenen… faturalarında davacının iddia ettiği anlaşmalara ve maddi gerçekliğe aykırı bir durum olmadığını, davacı şirketin müvekkili tarafından düzenlenen… faturalarını kayıtlarına işlediğini ve her hangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin bedellerini müvekkiline ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, eldeki davada, davalı tarafından davacıya satışı yapılan… Otogaz’ın nakliyesi ile ilgili bayi kâr marjının düşük kaldığı ve bu nedenle elde edilmesi gereken kârdan daha düşük kâr elde edilmesi karşısında kâr kaybı yaşandığı iddiasıyla sözleşmenin başlangıcından dava tarihine kadar geçen süre içinde nakliye bedellerinden kaynaklanan kâr kaybının talep edildiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcı olan 19.09.2010 tarihinden 03.06.2014 dava tarihine kadar olan dönemde davacı tarafından davalıdan 368 adet fatura karşılığı almış olduğu 2.408.48 ton… için ödediği nakliye bedelleri toplamının 349.319.43 TL olduğu, 1 ton…’nin birim taşıma bedelinin 145,04 TL/ton olduğuna yönelik raporda ve eki tablolarındaki hesaplama yönteminde her hangi bir isabetsizlik olmadığı, buna göre davacıdan 203.974.17 TL (KDV hariç) fazla nakliye bedeli tahsil edildiği gerekçesiyle 203.974,17 TL alacağın davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davalılar vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde; davacının her iki davalı şirket ile imzalanan bayilik sözleşmesi uyarınca… satış faaliyeti sürdürdüğü, kâr payı paylaşımı ve kâr marjı hesaplanmasının davalılardan …A.Ş. ile yapılan bayilik sözleşmesinin eki olarak taraflarca imzalanan protokolün 6/g maddesiyle düzenlendiği de gözetildiğinde, davalı ….’nin husumetinin bulunmadığı yönündeki davalı vekilinin istinaf başvuru nedeninin yerinde görülmediği, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olarak faturaların düzenlendiği ileri sürülerek uğranılan zararın tahsili istenmiş olduğundan ve davalı tarafın tek taraflı olarak düzenlediği fatura bedellerini doğrudan davacı alacağından mahsup ettiğinden ve ayrıca nakliye bedellerine ilişkin faturalarda… taşıma ve nakliye bedelleri hususunda açık net bir tespit bulunmadığı anlaşıldığından, faturaya itiraz edilmeyip ve ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin ödemelerin yapıldığı gerekçesiyle davanın reddi gerekeceği yönündeki davalılar vekilinin istinaf nedeninin yerinde görülmediği, HMK’nın 282. maddesine göre hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendireceği, davalılar vekilinin hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunun çeliştiği, itirazlarının değerlendirileceği yeni bir rapor alınmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu yönündeki istinaf nedenlerinin de yerinde görülmediği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcı olan 19.09.2010 tarihinden 03.06.2014 dava tarihine kadar olan dönemde davacının 368 adet fatura karşılığı almış olduğu 2.408.48 ton… için ödediği nakliye bedelleri toplamının 349.319.43 TL olduğu, 1 ton…’nin birim taşıma bedelinin 145.04 TL/ton olduğu yönündeki kök raporda ve eki tablolarındaki hesaplama yönteminde her hangi bir isabetsizlik olmadığı, 1 ton akaryakıtın 54.86 TL /ton bedel üzerinden taşındığı, akaryakıt taşımacılığı ile… taşımacılığı arasında %10 gibi fark olacağı kabul edilerek 1 ton…’nin de 60.35 TL/ton birim fiyat üzerinden taşınabileceği değerlendirilerek hesaplandığı, bu tespit ile taraflar arasında 19.09.2010 tarihi ile 03.06.2014 dava tarihi arasında 2.408.48 Ton… için 1 ton… nakliye bedeli olarak yapılan ödemenin 145,04 TL olması karşısında, davalının davacıdan 145,04 TL – 60,35 TL = 84,69 TL fazla nakliye bedeli tahsil ettiği ve davacının her bir ton… için 84,69 TL kâr kaybına sebebiyet verildiği, toplamda ise 2.408.48 ton… x 84.69 TL/ton = 203.974.17 TL (KDV hariç) fazla nakliye bedeli tahsil edildiği belirlenerek hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin bilirkişilerin… nakliye fiyatlarını akaryakıt taşıma maliyetleri ile mukayese yaparak belirlemesinin doğru sonucu vermeyeceği yönündeki istinaf nedeninin de yerinde olmadığı, davacının eldeki davada, her iki davalının birlikte sorumlu olduğunu ileri sürerek uğradığı zararın her iki davalıdan tahsilini talep ettiği, davalı vekilince verilen cevap dilekçesinde 54.322,00 TL + KDV tutarı yönünden davacı alacak iddiasının yalnızca davalılardan Akpet Gaz yönünden kabul edildiği, kaldı ki bu hususun 09.02.2015 tarihli ön inceleme duruşma tutanağına da geçtiği, İlk Derece Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucu kabul edilen alacağın her iki davalıdan tahsiline karar verildiği de gözetildiğinde, davalılar vekilinin kabul edilen tutar yönünden dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığına ve bu tutar yönünden davanın reddi gerektiğine ilişkin istinaf nedeninin de yerinde görülmediği, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde, davacının eldeki davayı 100.000,00 TL müddeabih belirterek ve belirsiz alacak davası olarak açtığı, yargılama sürecinde 31.05.2017 tarihli dilekçe ( ıslah talepli) ile talebini 103.974,17 TL arttırdığını belirtip, sonuç olarak 203.974,17 TL alacağın KDV ile tahsilini talep ettiğini bildirdiği, davacının doğrudan mal alış verişinden kaynaklanan bir ticari gelirinin tahsilinin söz konusu olmadığı ve bu nedenle KDV’ye tabi olmamakla ilk derece mahkemesinin KDV’ye hükmetmemesinin isabetli olduğu gerekçesiyle her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10.394,08 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 05/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.