Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/12494 E. 2010/12944 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12494
KARAR NO : 2010/12944
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere temyiz nedenlerine göre davalı iş verenin tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Uyuşmazlık davacıda iş kazası sonucu oluşan %. 14 iş göremezlik oranı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı davalıya ait işyerinde işçi olarak çalışırken uğradığı iş kazası sonucu % 14 oranında maluliyete uğradığını ve olayda işverenin yeterli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle kusurlu bulunduğunu ileri sürerek 23.705.90 TL maddi ve 70.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece maddi tazminatın kabulü ile manevi tazminatın kısmen kabulüne ve 9.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Alınan kusur raporuna göre iş kazasının meydana gelmesinde davacı %35,davalı iş veren ise %65 oranında kusurludur.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 14.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 9.000.00TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinmesine, yerine;
“1-Davacılar … ,…,… ve … yönünden davanın reddine,
Davacı … yönünden maddi tazminat davasının kabulü ile 23.705.90 TL maddi tazminatın ve 837.15 TL tedavi gideri ve 14.000,00 TL manevi tazminatın 22.5.2003 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı … T.A.Ş.’den alınarak davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan maddi tazminat için 2.854,30 TL, manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 1.680.00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine;Davalı …Ş. vekilinin dosyada vekaletnamesine rastlanmadığından davalı yararına avukatlık ücreti taktirine yer olmadığına ,
4-Alınması gereken 2.081,32 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1884.40 TL harcın indirimi ile kalan 196,92 TL harcın davalı …Ş. den alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 10.10 TL başvurma harcı ve 1.884,40 yatırılan TL nispî harç, olmak üzere toplam 1.894,50 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan toplam 752.80 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre takdiren 281.50 TL sinin davalı …Ş.den alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinden bırakılmasına;” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.