Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/5633 E. 2011/5859 K. 20.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5633
KARAR NO : 2011/5859
KARAR TARİHİ : 20.06.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 15.4.1983-15.10.1983 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 15.4.1983-15.10.1983 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 15.4.1983 tarihinde bir gün süreyle davalı işyerinde çalıştığının tespitine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
HUMK’nun 388/3. maddesi gereğince hükmün gerekçe bölümünde iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep gösterilmelidir. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği hususu bir Anayasa emridir, kararın gerekçesiz olması mutlak bir temyiz (bozma) sebebidir. Çünkü gerekçe hakimin tesbit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün hukuka uygun olup olmadığını yani kendi kendini denetler. Yargıtay’da bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir.
Somut olayda, davacının istemi hizmet tespitine ilişkin olduğu halde kararın gerekçe bölümü, 15.4.1996 tarihinde … Ticaret ünvanlı işyerinde çalışmaya başlayan ve bu işyerinin yükleniminde bulunan Diyarbakır Devlet Hastanesinde temizlikçi olarak görev yapan dava dışı üçüncü şahsın açtığı işçilik alacakları davasına ilişkindir. Karar, iki tarafın iddia ve savunmaları kapsamında mahkemenin kısmen kabulüne dayanak teşkil eden delillerin tartışmasını, ret ve üstün tutma sebeplerini, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içermediğinden HUMK’nun 388/3. maddesine aykırıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 20.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.