Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/19135 E. 2010/457 K. 21.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/19135
KARAR NO : 2010/457
KARAR TARİHİ : 21.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu vefat ettiğinin tespiti ile ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacıların tüm,temyiz itirazlarının reddine,
2-Davalıların temyizine gelince;Dava, davacıların murisleri olan babaları …’in davalı …’de çalışırken ve görevini yaparken vazife malulü olarak vefat ettiğinin tespitine, davacılara murisin vefat tarihi olan 02/04/1976 tarihinden itibaren vazife malullüğünden ölüm aylığı bağlanmasına ve ölüm tarihinden bu güne kadar birikmiş maaşlarının yasal faizleri ile birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken alınarak kendilerine ödenmesine, kendilerinin sosyal güvenceye kavuşturulmasına karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece ,davanın kısmen kabulü ile,davacıların babası olan Mehmet oğlu, 1932 doğumlu …’in … nezdinde Su Bakım Basım ve Kontrol Memurluğunda görevli iken ve görevinden kaynaklanan vazifesini ifa ederken 02.04.1976 tarihinde vazife malülü olarak vefat ettiğinin tesbitine,davacıların aylık bağlanması , birikmiş malüllük maaşı tahsili ve sair talep ve davaları hakkında mahkemenin görevsizliğine,davacıların bu talepleri yönünde İdari Yargı yerinde ilgili kurum nezdinde dava açmakta muhtariyetlerine, karar verilmiştir.
Davacılar murisinin … nezdinde Su Bakım Basım ve Kontrol Memurluğunda görevli iken ve görevinden kaynaklanan vazifesini ifa ederken 02.04.1976 tarihinde vazife malülü olarak vefat ettiğinin tesbiti talebi yönünden ;ön sorun bu davanın hangi yargı yoluna tabi olduğu noktasındadır.
Bilindiği üzere mahkemelerin görevi ve yargı yolu “yasa”ile belirlenmiş olup kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınır.
5510 sayılı Kanun’un geçici 4/2.maddesinde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında,bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleride dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı bildirilmiştir.T.C Emekli Sandığı sigortalıları veya hak sahipleri arasında 5434 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda anılan sandıkça tesis edilen işlemler idari işlem niteliğinde olduğundan idari işlemler hakkında yetki,şekil,sebep,konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılacak davalar 2577 sayılı Yasa gereğince idari yargı yerinde çözümlenebilecektir. Mahkemece davacıların murislerinin 5510 sayılı Yasa’nın 4/C maddesi kapsamında bir çalışması olmadığından vazife malulü olarak hayatını kaybettiğinin tesbiti haricindeki diğer taleplerine yönelik verilen görevsizlik kararı doğru ise de, vazife malüllüğünün tesbitine dair talep hakkında 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama yerinin bulunmadığı ,tesbiti istenen dönem itibariyle mülga 5434 sayılı Kanun uygulamalarından doğan uyuşmazlıklar idari yargının görev alanına girdiğinden vazife malüllüğünün tesbiti yönünden 5434 sayılı Yasa gereğince davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğu açık olduğu halde davacılar murisinin vazife malulü olarak öldüğünün tesbitine ilişkin talep yönünden davaya bakmaya idari yargı yeri görevli olduğundan dava dilekçesinin yargı yolu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş,davacıların murislerinin vazife malulü olarak öldüğünün tesbitine ilişkin davaya bakmaya adli değil idari yargı yeri görevli olduğundan dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar vermekten ibarettir.
O halde,davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalıların öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,temyiz harcının istek halinde davalı …’na iadesine,aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine 21.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.