YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4014
KARAR NO : 2010/7592
KARAR TARİHİ : 02.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tavzih istemine ilişkin davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davalı (tavzih isteyen) gerçek kişiler vekili, …. Köyü 827 sayılı parselin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğu iddiasıyla Hazine tarafından açılan davanın kabulüne dair verilen 16.05.2007 gün 2007/159-102 sayılı kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ancak mahkeme kararının arza ilişkin olduğunu, arz üzerindeki yapılara ilişkin bir karar verilmediğini, arz üzerindeki yapıların tapu maliki olan gerçek kişiye ait olduğu tartışmasız olduğu halde, Hazine tarafından karar yanlış yorumlanarak, taşınmazdaki yapılardan kira bedeli istendiğini; bu nedenle, kesinleşen mahkeme kararının tavzih yoluyla düzeltilerek “parsel üzerindeki yapıların davalılara ait olduğunun” belirtilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, talebin kabulü ile taşınmaz üzerindeki yapıların davalıya ait olduğuna karar verilmiş, karar Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen 2/B madde sahasında kalması nedeniyle tapu kaydı iptal edilerek Hazine adına tescil kararı verilen taşınmaz üzerindeki muhdesatın tavzih yolu ile davalı kişiye ait olduğunun tesbitine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 19.06.1947 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre yapılıp 24.10.1980 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 2896 Sayılı Yasaya göre 1985 yılında, 3302 Sayılı Yasaya göre yapılıp 25.08.1988 tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır. Yörede arazi kadastrosu 13.07.1968 tarihinde kesinleşmiştir.
H.Y.U.Y.’nın 455. maddesi “hüküm müphem (anlaşılmaz), gayrıvazıh (kapalı- açıkça anlaşılamaz) olur veya mütenakız (çelişkili) fıkralar ihtiva ederse, icrasına kadar iki taraftan biri iphamın tavzihini ve tenakuzun refini isteyebilir” şeklindedir.
Mahkemece, davalı kişi adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiş ve bu karar kesinleştikten sonra tavzih yoluyla dava konusu parsel üzerindeki yapıların zilyedinin davalı kişi olduğuna karar verilmiştir. Aynı gün Dairede incelemesi yapılan yaklaşık 20 adet dava dosyasında kısmen ya da tamamen 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan ve daha sonra orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılma işlemi kesinleşen taşınmazlar hakkında Hazine tarafından açılan tapu iptal ve tescil davalarının “dava konusu parselin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro
sınırları içinde olduğu halde, bu durum 1968 yılında yapılan kadastro sırasında gözönünde bulundurulmadan ikinci defa kadastrosu yapılarak yolsuz olarak gerçek kişiler adına tespit ve tescil edildiği, Hazinenin bu durumu ileri sürerek aynı köyden pek çok taşınmaz hakkında açtığı tapu iptali davalarının mahkemece ikinci kadastro yoluyla yolsuz olarak oluşturulan tapu kaydının davalılara hiçbir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve hiçbir süreye bağlı kalmadan iptal edileceği” gerekçesiyle tapuların iptaline karar verildiği ve bu kararların Dairece 2007 yılından itibaren onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hazine tarafından açılan bu tapu iptali ve tescil davalarında davalı tapu sahiplerinin muhtesatla ilgili bir talepleri olmamıştır. Somut olayda; H.Y.U.Y.’nın 455. maddesi gereğince hükmün tavzihini gerektirir bir konu bulunmamaktadır. İstek, kesinleşen hükmün değiştirilmesine yöneliktir.
2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasada orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde yapılacak kullanım kadastrosunda bu yerlere muhdesat ile tasarruf edenler hakkında ne gibi işlem yapılacağı belirtildiği gibi, 27.01.2009 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasına eklenen 4. madde şöyledir “EK MADDE 4 – 6831 Sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 Sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 Sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.
Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.”.
Kütüğün beyanlar hanesinde … zilyedlik veya muhdesat şerhi, aynı hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması, değiştirilmesi mümkün değildir. Şerhe ilişkin talepler, tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemez ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemez. Ancak, yukarıda açıklandığı gibi yörede 4127 Sayılı Yasa ile değişik 2924 Sayılı Yasanın 11. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın Ek 4- maddesi gereğince yapılacak kadastro sırasında ve hak sahipliği tespit komisyonunca değerlendirilebilir. İtiraz ve dava haklarının da o aşamada kullanılabilir. Açıklanan nedenlerle, H.Y.U.Y.’nın 455. maddesinde … tavzih şartlarının bulunmadığı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 02/06/2010 günü oybirliği ile karar verildi.