Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/8241 E. 2010/11548 K. 30.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8241
KARAR NO : 2010/11548
KARAR TARİHİ : 30.09.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı …, davalılardan … ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyünde bulunan taşınmazının yörede yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman parseli içerisinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, … aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, fen bilirkişisinin rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen kısma yönelik davanın reddine, aynı rapor ve krokide (B) ile gösterilen 348,29 m2’lik kısma yönelik davanın kabulüne ve bu kısmın orman kadastro tespitinin ve orman tahdit haritasının iptaliyle orman ve orman haritası dışına çıkarılmalarına karar verilmiş, hüküm davacı … ile davalı … ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
Davacı, 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasayla değişik 4. maddesi hükmüne göre 168 hektar 6794.12 m2 yüzölçümü ile orman niteliği ile tespiti yapılan parselin çeşitli bölümleri hakkında mahkemenin 2007/21, 23 ve 24 (Dairenin 8240, 8243, 8241 ve 8242) sayılı dosyalarında …, … ve Hazineye husumet yöneltilerek dava açmışlardır. Mahkemece aynı parsel hakkında verilecek kararların birbirleri ile çelişmemesi bakımından davaların birleştirilerek görülmesi gerekirken dava dosyaları birleştirilmeden dava edilen taşınmazların bir kısmı hakkındaki davanın reddine, bir kısmı hakkındaki davanın kabulüne ve “o yerlerin orman sayılmayan yerlerden olması nedeniyle orman kadastro tespitlerinin ve orman tahdit haritalarının iptali ile orman kadastro haritasının dışına çıkarılmasına” şeklinde karar verilmiştir. Kadastro hakimi düzenli sicil oluşturmak zorunda olduğu halde, orman sayılmayan yerlerin kimler adına hangi yüzölçümü ve hangi nitelik ile tescil edileceğini hükümde göstermemiş ve yine orman sayılan bölümler ile dava konusu edilmeyen orman alanlarının bir bütün halinde orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmek suretiyle düzenli sicil oluşturulmamıştır. Diğer taraftan, orman sayılmayan yerlerin 101 ada 2 parselin hangi bölümü olduğu parselin genel çapı üzerinde gösterilmemiş, orman sayılmayan yerlerin 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklık olup olmadığı da değerlendirilmemiştir.
Dava konusu 101 ada 2 parsel orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiğine göre, dava edilen bölüm orman olmasa bile o yer üzerinde davacının tespit gününe kadar 20 yılı aşkın süreden beri çekişmesiz, aralıksız malik gibi zilyet olması başka bir deyimle orman sayılmayan bölüm üzerinde davacı yararına 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde koşulların oluşması gerekir. Bu koşullar oluşmamış ise taşınmaz eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılmayan yer olsa dahi davacı hak sahibi olmayacağından davanın reddi gerekir.
-2-
2010/8241 – 11548
O halde, … Köyü 101 ada 2 parselin çeşitli bölümler hakkında açılmış olan ve yukarıda esas numaraları yazılı dava dosyaları ile başka davalar ise H.Y.U.Y.’nın 41. maddesi gereğince birleştirilmeli, bundan sonra; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi kapsamında orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla
çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Böylesine yapılacak bir araştırma sonucu orman parselinin dava edilen bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği halde, bu kez bu yerlerin öncesinin ne olduğu, kime kimden kaldığı, kimler tarafından ne zamandan beri nasıl zilyet edildiği, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından ayrı ayrı maddi olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, keza ziraat bilirkişisinden taşınmazın niteliği, bitki örtüsü ve kaç yıldan beri nasıl kullanıldığı konusunda rapor alınmalı, taşınmaz eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafında orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlense dahi taşınmaz davacı tarafından tespit tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz aralıksız ekonomik amacına uygun malik olarak kullanılmıyorsa ya da kullanılıyor olsa bile taşınmaz 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi hükmüne göre orman içi açıklık olması halinde davanın reddine karar verilmeli, uzman fen bilirkişisinden dava edilen parsel bölümlerinin tümü birleşik bir harita üzerinde ve 101 ada 2 parselin çapı üzerinde gösterilerek keşfi izleme olanağı sağlanmalı, 3402 Sayılı Yasanın 14. madde şartları oluşan bölümler varsa ifraza aynı ada son parsel numarası verilerek ve yüzölçümü belirtilerek davacı kişiler adına, geri kalan bölümün yüzölçümü hesap edilerek orman niteliği ile Hazine adına tescile karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi … aleyhine açılan dava husumet yönünden reddedildiği halde, yargılama gideri vekalet ücretinden sorumlu tutulmuş olması dahi isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … ile … ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 30/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.