YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3422
KARAR NO : 2010/5914
KARAR TARİHİ : 12.05.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
Davacı tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı ile süresi içinde müdahil … vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar vekili, asıl dosyada ve birleşen 2.dosyada grup şirketlerinden her birisi için ayrı ayrı iflas erteleme talebinde bulunmuş, davacıların borca batık olduğunu, ancak sunulan iyileştirme projesindeki tedbirlerle borca batıklıktan kurtulabileceklerini ve tüm borçlarını ödeyebileceklerini belirterek iflasların 1 yıl süreyle ertelenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacıların grup şirketi olması nedeniyle davaların birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama sonucunda, alınan bilirkişi raporlarına göre, … Konfeksiyon …Sanayi A.Ş.nin ve … Teknopolimeri İplik Sanayi Ticaret A.Ş.nin borca batık olmadıkları belirtilerek bu iki şirket açısından iflasın ertelenmesi talebinin reddine, … Makine Konfeksiyon ve Tekstil Makinaları Ticaret A.Ş.nin ise pasiflerinin aktifinden fazla olduğu, borca batık bulunduğu, iflasın ertelenmesi halinde alacaklıların alacaklarını tahsil etme imkanı bulunmadığı, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olmadığı belirtilerek iflasın ertelenmesi talebinin reddiyle bu şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile müdahil … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece iflas erteleme talebi hakkında verilen hüküm temyiz eden davacılar vekiline 28/1/2010 tarihinde tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK.nun 164.maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 9/2/2010 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihatı Birleştirme Kararına göre Yargıtay’ın da bu konuda karar verebileceği kabul edilmiş olmakla davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, müdahil … vekilinin davaların birleştirilmemesi gerektiğine yönelik temyiz itirazlarının oyçokluğu ile yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının ise oybirliği ile reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenden dolayı davacılar vekilinin temyiz isteminin süre yönünden oybirliğiyle reddine, (2) numaralı bentte gösterilen nedenden dolayı müdahil … vekilinin temyiz itirazlarından davaların birleştirilmemesine ilişkin olanının oyçokluğuyla, sair itirazlarının ise oybirliği ile reddiyle hükmün ONANMASINA, 12.05.2010 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İflasın ertelenmesini isteyen şirketler ayrı tüzel kişiliği bulunan alacaklıları, borçluları farklı olan şirketlerdir. Bu şirketlerin aynı gruba dahil olmaları veya bir alacaklıya asaleten yada kefaleten borçlu olmaları iflasın ertelenmesi talebinde birlikte bulunabileceklerine gerekçe yapılamaz.
Şirketler arasında talep konusu bakımından bir teselsül bulunmadığı gibi iflasın ertelenmesi talebinin her biri için aynı sebepten doğduğu da kabul edilemez. Çünkü, her bir şirketin bilançolarındaki aktif ve pasif kalemleri buna bağlı olarak alacaklıları, borçluları farklıdır.
Talepte bulunan şirketlerin durumlarının kötülüğü ayrı ayrı vakıalara dayanmaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay aynı işyerinde çalışan işçilerin, o işyerinin sahibi (aynı işveren) ile yapmış oldukları aynı içerikteki hizmet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar için birlikte dava açamayacaklarına karar vermiştir. (HGK. 18.04.1956 T/36-29, HGK. 11.12.1951 4/177-135; HGK. 03.10.1957 83/79 ve TD. 11.03.1955 1366/1857)
Öte yandan, doktrinde de görüşler de Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu’nun 43. maddesindeki şartlar bulunsa bile birden fazla borçluya karşı birlikte iflas davası (İİK. 156 vd.) açılamayacağı yönündedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt 3. sh.3351). Bu da birden fazla borçlunun hasımsız olarak açılan istemde iflasın ertelenmesi talebinde bulunamayacaklarının göstergesidir.
İcra İflas Kanunu’nun 179. maddesinde de, kanun koyucu iflasın ertelenmesi talebi bakımından “ŞİRKETLER VEYA KOOPERATİFLER” dememiş, aksine “ŞİRKET VEYA KOOPERATİF” demek suretiyle iflas ve iflasın ertelenmesi taleplerinin ayrı ayrı açılabileceğini, davacının çoğul değil tekil olduğunu göstermiştir. Bunun aksinin kabulü Yasa’nın lafzi yorumuna da aykırıdır.
İflasın ertelenmesi taleplerinin grup şirketleri tarafından birlikte açılması, bunların ayrı ayrı yatırmaları gereken harçtan kaçınmalarına da imkan verecektir. Harçlara dair düzenlemeler kamu düzeninden sayıldığından başlı başına bu husus bile birden çok tüzel kişinin birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmektedir.
Borca batıklığın tespit edildiği, ancak iyileştirme projesinin yeterli görülmemesi durumunda erteleme talebinin reddiyle bunun sonucu olarak talepte bulunanın iflasına karar verileceği gözetildiğinde birden çok borçlunun aynı davada iflası istenemeyeceği gibi birden çok borçluda iflasla sonuçlanabilecek olan iflasın ertelenmesi talebinde bulunamazlar.
Öncelikle açıklanan bu nedenlerle yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun birden fazla borçlu tarafından iflasın ertelenmesi talebinde bulunabileceği şeklindeki kabulleri ile yerel mahkeme hükmünün onanmasına ilişkin (2) nolu bentte gösterilen görüşlerine katılamıyoruz.12.05.2010