YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14345
KARAR NO : 2013/16224
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışında çalışmaya başladığı 01/09/1984 tarihinin Türkiye içinde sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine, aksi yöndeki Kurum sataşmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davalı Kurumun borçlanma talebini reddeden işleminin iptali ile davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında Türk vatandaşı olarak yurtdışında geçirdiği ev hanmlığı, çalışma ve 1 yıla kadarki işsizlik sürelerini borçlanma hakkı bulunduğunun, borçlanma bedelinin belirlenmesinde başvuru tarihinin esas alınması gerektiğinin tespiti ve Almanya’daki ilk sigortalılık tarihi olan 01.09.1984 ‘ün ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanma talebini reddeden Kurum işleminin iptali ile davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçirdiği ev hanımlığı, çalışma ve 1 yıla kadar işsizlik sürelerini borçlanma hakkı bulunduğunun ve 3201 sayılı Yasa’ya göre başvuru tarihi esas alınmak suretiyle borçlanma şartlarının geçerli olduğunun tespitine, davacının Almanya’daki ilk sigortalılık tarihi olan 01.09.1984’ün ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilmiştir.
5510 sayılı Kanun’un 38.maddesine göre malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmasında dikkate alınacak sigortalılık süresinin başlangıcı; sigortalının, 5417, 6900, 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıklara veya 5510 sayılı Kanuna tâbi olarak malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak ilk defa kapsama girdiği tarih olarak kabul edilir. Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri saklıdır.
Bu Kanunun uygulanmasında 18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
Kanun’un Geçici 6.maddesine göre 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanuna göre 1/4/1981 tarihinden önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında, bu Kanunun 38 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki sigortalılık süresinin 18 yaşın doldurulduğu tarihten başlayacağına ilişkin hükmü uygulanmaz.
506 sayılı Kanun’un 60/G maddesine göre “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.” Kanun’un Geçici 54.maddesine göre ” 01/04/1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 60 ıncı maddenin (G) fıkrası hükmü uygulanmaz.”
Sigortalıların yurtdışında 1.4.1981 tarihinden önce 18 yaşını ikmal etmeden çalışmaya başlamaları halinde 5510 sayılı Kanun’un Geçici 6 ve 506 sayılı Kanun’un Geçici 54.maddesi hükmüne göre çalışmaya başladıkları tarihin ülkemizde de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabulü gerekir.
Somut olayda, 09.05.1968 doğumlu davacının 01.09.1984 tarihinden itibaren Almanya’da fiili çalışması bulunmakta ise de 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesine göre davacının ülkemizde sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 09.05.1986 tarihi olarak tespitine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.