Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/10312 E. 2011/11713 K. 29.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10312
KARAR NO : 2011/11713
KARAR TARİHİ : 29.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 01.10.1994-23.02.2006 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı, 01.10.1994 tarihinde davalıya ait iş yerinde çalışmaya başladığını, 01.10.1997 tarihinden itibaren 60 günlük çalışmasının bildirildiği 21023234.34.02 sicil nolu iş yerinin İstanbulda bulunun bir iş yeri olduğu ve davacının bu iş yeri ile hiç ilgisi bulunmadığını ileri sürerek 01.10.1994-23.02.2006 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 01.10.1994-23.02.2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 17.09.1998 günü davalı adına tescilli 27473 sicil nolu iş yerinde işe girdiğine ilişkin bildirgenin 15.10.1998 tarihinde Kuruma verildiği, bu iş yerinden davacı adına 17.09.1998-30.11.1998 tarihleri arasında 45 günlük çalışmalarının Kuruma bildirildiği, ayrıca davacının 01.10.1997-30.11.1997 tarihleri arasında sicil nolu dava dışı … ve Yapı End. Ticaret Anonim Şirketi adına tescilli istanbul da bulunan iş yerinden 01.10.1997-31.11.1997 tarihleri arasında 60 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, bildirimlere uygun şekilde pirimlerin ödendiği sözkonusu iş yerinden Kuruma verilen 1997/3 dönem bordrosunda davacının çalışmalarının görüldüğü gibi davacıdan başka aynı iş yerinde çalışana bordro çalışanlarının da bulunduğu anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalıştıklarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Somut olayda, davacının dava dışı … ve Yapı End. Ticaret Anonim Şirketi adına tescilli istanbul da bulunan iş yerinden 01.10.1997-31.11.1997 tarihleri arasında 60 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, ve dolayısıyla davacının davalı işverene ait işyerinde devamlılık arz eden bir çalışması olmadığı, 01.10.1997 tarihinden itibaren hizmetlerinin kesintiye uğradığı, mahkemeye 14.08.2008 tarihinde başvurulduğu, 01.10.1997 tarihine kadar olan hizmetleri yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Ne varki davacı sözkonusu iş yerinde çalışmadığını İstanbuldaki iş yeri ile bir ilgisi bulunmadığını iddia etmektedir. Bu durumda davacının gerçekten bu iş yerinde çalışıp çalışmadığı ile iglili bir inceleme yapılıp hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; Davacının dava dışı … ve Yapı End. Ticaret Anonim Şirketi adına tescilli İstanbul’da bulunan iş yerinden 01.10.1997-31.11.1997 tarihleri arasında 60 günlük çalışmaları ile ilgili Kuruma verilmiş işe giriş bildirgesi üzerinde imza incelemesi yaptırmak, ayrıca iş yeri dönem bordrosunda kayıtlı davacı ile birlikte çalışması görülen tanıkların beyanına başvurmak tüm deliler birlikte değerlendirilerek imzanın davacıya ait olmadığının anlaşılması halinde şimdiki gibi tespit kararı vermek, imzanın davacıya ait olduğunun anlaşılması halinde ise 01.10.1994-01.10.1997 tarihleri arasındaki süre yönünden hak düşürü süre dolduğundan 1.10.1997-31.11.1997 tarihleri arasındaki süreye ilişkin istemin esastan reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.