Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/13737 E. 2010/10811 K. 02.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13737
KARAR NO : 2010/10811
KARAR TARİHİ : 02.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin davalı işveren nezdinde 15.8.1996-26.1.2002 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum ve dahili davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı, murisi Kenan Kabur’un davalı işverene ait işyerinde 15.8.1996-26.1.2002 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, tanık sözlerine 15.8.1996 tarihli işe giriş bildirgesine ve kısmi bildirimlere dayanılarak davacı murisinin davalı şirkete ait işyerinde 31.1.1998-26.1.2002 tarihleri arasında çalıştığının tesbitine, davalı Mithat Kabur’a yönelik davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının davalı şirkete ait 208124 nolu işyerinden 15.8.1996 tarihli bildirge ile 1996 yılı 2. dönemde 15 gün, 3. dönemde 75 gün , 1997 yılı 1. dönemde 60 gün, 2. dönemde 100 gün, 3. dönemde 60 gün, 1998 yılı 1. dönemde 15 gün çalışmasının bildirildiği, mahkemece beyanları hükme dayanak alınan tanıkların bordro tanığı olmadıkları gibi komşu işyeri kayıtlarına geçmiş kişilerden olup olmadıklarının da denetlenemediği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Yapılacak iş, davacının tesbitini istediği sürelerle ilgili olarak eğer varsa davalı işverenin ücret bordrolarında davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverence SGK’ya verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işverenin komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş kimseleri tespit edilip dinlenmek, işyerine ilişkin Kurum şubesinde bulunan işyeri dosyası ile, davacıya ait işyerindeki şahsi dosyalarını celbetmek, muhtasar vergi beyannamelerini incelemek ve tüm deliller toplandıktan sonra delilleri takdir edip ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi ayrıca SGK, her türlü resim ve harçtan muaf olduğu halde davalı SGK’nunda yargılama harcından sorumlu tutulması da mahkemenin kabul şekli bakımından hatalı olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde dahili davalıya iadesine, 02.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.