Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/9563 E. 2013/16164 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9563
KARAR NO : 2013/16164
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara ,toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davacının, Eylül 1991-Eylül 2006 tarihleri arasında davalı Milli Eğitim Bakanlığı … ilçesi … İlköğretim Okulunda temizlikçi olarak çalıştığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 15.9.1991-15.6.2006 tarihleri arasında her yıl 1 Şubat 15 Şubat arası ve 15 Haziran -!5 Eylül tarihleri arası hariç olmak üzere çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumu dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki, bu tür kanıtların bulunmaması istemin salt bu nedenle reddini gerektirmez. Somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlara dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür hizmet tesbiti davaları kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle sonuca gidilirken araştırma ve soruşturmayı doğrudan genişletmek suretiyle ve olabildiğince delil toplanması gereği göz önünde tutulmalıdır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 ve 2007/9482 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.

Somut olayda,davalı işverence davacının çalışmalarının Kuruma hiç bildirilmediği ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişliğinin 11.10.2006 tarihli raporundan davacıya ihtilaflı dönem içinde 2001-2006 tarihleri arasında ücret ödeme belgelerinin ve çalışma belgelerinin bulunduğu tespit edilmiş ve ihtilaflı dönemde 1992-1996 tarihleri arasında adı geçen okulda öğretmen olarak görev yapan bordro tanıkları … ,… davacıyı tanımadıklarını ve davacının kendilerinin çalıştığı dönemde okulda çalışmadığını yine 1994-1996 tarihleri arasında öğretmen olarak çalışan bordro tanığı … ‘ta davacıyı tanımadığını ve adı geçen okulda çalışmadığını bildirirken ,1993-1997 arihleri arasında görev yapan tanık … da görev yaptığı dönemde davacının çalışmadığını bu dönemde köy okulunda temizlik ve aşçılık yapan bayan olmadığını ,1997-2001 tarihleri arasında yine öğretmen olarak çalışan … ise davacınnı bu dönem içinde çalıştığını bildirmiştir.Bu durumda bordro tanığı anlatımlarından davacının çalışmalarının 1998 tarihi itibariyle başladığı önceki dönem yönünden çalışmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Mahkemece bordro tanığı olmayan davacı tanıklarının anlatımlarına üstünlük tanınarak 1998 yılı öncesi içinde davanın kabulüne kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, davacının talebinin 1998 yılı öncesi reddedilerek 1.1.1998 tarihinden itibaren kararda olduğu gibi her yıl 1 Şubat -15 Şubat ve 15 Haziran -15 Eylül tarihleri arası hariç olmak üzere 15.6.2006 tarihine kadar çalışma sürelerinin tespitine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,19.9.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.