Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/12902 E. 2010/10264 K. 21.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12902
KARAR NO : 2010/10264
KARAR TARİHİ : 21.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Eylül 1994 tarihinden itibaren geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili ile … tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı, davalı işverene ait çırçır fabrikası işyerinde 1994 yılı sezon başı olan Eylül ayında işe başladığını ve 2007 yılı dahil her yıl yaklaşık 6 ay kadar sezonluk olarak çalıştığını ancak çalışmalarının SGK’na eksik bildirildiğini, bir kısmının hiç bildirmediğini iddia ederek, eksik bildirilen hizmet süresinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 05.10.1994 tarihinde 75830 işyeri sicil numaralı davalı işyerinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin 31.10.1994 tarihinde kuruma verildiği,aynı işyerinden verilen 05.10.1995, 01.11.1196,13.10.1997, 07.10.1998,14.10.1999,06.10.2001,11.10.2002,10.10.2003,19.10.2004,20.10.2005,04.12.2006 tarihli işe giriş bildirgelerinin de bulunduğu, 05.10.1994 ile tarihleri 18.12.2006 arasında davalı işyerinden kısmi bildiriminin yapıldığı,sezonla çakışma olmayacak şekilde arada başka işyerlerinden de çalışmalarının bildirildiği, davalı işyerinin 01.09.1991 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, 1994/10-2006/12.döneme ait ücret bordrolarının imzalı olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten davacının, işyerindeki çalışmaları işe giriş bildirgelerine, aylık ve üç aylık bordrolara dayanılarak Kuruma kısmi olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak da primleri ödenmiştir. Öte yandan işe giriş bildirgesi ve bordrolar davacı çalışmalarının işyerinde kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin tersinin ise eşdeğerdeki belgelerle kanıtlanması gerektiği söz götürmez. Başka bir anlatımla yazılı belgelerin varlığı halinde tanık sözlerine itibar edilemez. Dairemizin, giderek Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda, davacının bilirkişi raporu doğrultusunda sezonluk olarak her yıl ekim-şubat ayları arasında sezonluk çalıştığı kabul edilerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de dosyaya ibraz edilen imzalı ücret bordroları üzerinde imza incelemesi yaptırılmadan ve bu bordrolardaki bildirimler dikkate alınmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde değildir.
Yapılacak iş, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak davalı işverenin ücret bordrolarında sigortalının imzası üzerinde uzman bilirkişilere imza incelemesi yaptırmak, imzanın sigortalıya ait olduğunun anlaşılması halinde imzasını içeren bordrolara geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverence SSK’ya verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işverenin komşu işverenlerin kayıtlarına geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlarına geçmiş kimseleri tespit edilip dinlenmek ve tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde …’a iadesine, 21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.