YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3171
KARAR NO : 2011/3928
KARAR TARİHİ : 26.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden … maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi davalılardan … Asansör Sanayi Ltd Şti.vekilincede duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalıların tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eş için 1.000.00 TL maddi tazminat ile davacıların bir kısım manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, eşin maddi tazminata ilişkin fazla haklarının saklı tutulmasına, çocuğun maddi zararlarının SGK’ca karşılandığından reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, tazminatın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik ve karşılık kusur oranları, S.G.K tarafından bağlanan peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının hak sahiplerinin maddi zararlarının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise; işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücret olduğu, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş ücret olmadığı Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir Somut olayda davacılar murisi …’un olay tarihindeki ücreti yeterli şekilde araştırılmamıştr. Gerçekten murisin vizite kağıdında asansör bakım ve montaj usta yardımcısı olarak aldığı ücret 488.70 TL gösterilmiş, imzasız işyeri ücret bordrolarında ise ücretin brüt 488.70 TL net 350,15 TL olduğu yazılı olup bu olay tarihindeki geçerli asgari ücrettir. Davada dinlenen tanıklar davacı murisinin asansör ustası olmayıp kalfa olduğu ve “murisin kendilerine aylık 800.00-850.00 TL aldığını söylediğini” belirtmişlerdir. Davacılar tarafından murisin asgari ücretten daha fazla ücret aldığına ilişkin iddiaları araştırılmış değildir. Davalının sunduğu ücret bordrolarında her ne kadar 488.70 TL ücret gösterilmişse de; bordroların imzalı olmadığı anlaşılmıştır. … ise işyeri maaş bordrosunun esas alınacağını bildirmiştir.
Bu durumda esas ücretin ilgili meslek kuruluşundan araştırılması gerekmektedir. Bu bakımdan mahkemece gerçek ücretin araştırtılıp tazminatın buna göre hesaplatılması gerekirken, bilirkişi tarafından asgari ücret esas alınmak suretiyle yapılan hesaplamaya itibar edilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacıların murisi işçinin asansör kalfası olduğu asgari ücretle çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı gözetilerek ilgili meslek odasından yaşı,mesleki kıdemi ,eğitim durumu belirtilmek suretiyle olay tarihinde müzekkerenin yazıldığı tarihe kadar her yıl için emsal işçilerin alabileceği aylık net ücetin sorularak davacıların maddi zararını yeniden hesaplatmak ve Kurum tarafından bildirilen hüküm tarihine en yakın peşin sermaye değerini zarardan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan Mahkemenin kabul şekli bakımından da davacı çocuğun kurumca karşılanmayan (9.978,71 TL- 8.901,05 TL)= 1.077,66 TL maddi zararı olduğu halde maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olması da hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine ,aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenleden davalılalara yükletilmesine ,26.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.