Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2866 E. 2011/6332 K. 14.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2866
KARAR NO : 2011/6332
KARAR TARİHİ : 14.07.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde kesintisiz ve aralıksız çalışmalarının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 15.09.2004-20.06.2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti ile bir kısım işçilik alacaklarının işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 15.09.2004-20.06.2008 tarihleri arasında davalı … Kulubünde kesintisiz ve sigortasız asgari ücretle çalıştığının tesbitine ve bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına davalı işyerinden işe giriş bildirgesi verilmediği, davalı işyerinden bildiriminin bulunmadığı, işyeri dönem bordrolarının getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır. Somut olayda, mahkemece davalı işyeri tarafından verilen kimlik kartı bulunan tanık beyanlarına dayalı olarak istemin kabulüne karar verilmiş ise de dinlenen tanıkların davalı işyerinde davacı ile birlikte çalıştığı süre tesbit edilmeden, davalı işyerine ait dönem bordroları getirtilip davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları veya işverenleri ile işyerinin niteliği gözetilerek Türkiye Futbol Federasyonunda kayıtlı davalı kulüpte oynadığı tesbit edilen sporcular tesbit edilerek beyanlarına başvurulmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, davalı işyerine ait dönem bordrolarını getirtmek, davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları veya işverenleri ile Türkiye Futbol Federasyonunda kayıtlı davalı kulüpte oynadığı tesbit edilen sporcuları tesbit edip beyanlarına başvurmak,daha önce dinlenen tanıkların bordro tanığı olup olmadığını denetlemek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalı işverenin işçilik alacaklarına ilişkin hükme yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgilisine iadesine, 14.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.